Çamkent

120x600

Alemdar inşaat

19-11-2018 Şenol SAK
Şenol SAK

Şenol SAK

SIRADIŞI YAŞAMLARIYLA RENGİN USTALARI-4 Rafet EKİZ

Kimliği tespit edilmesine karşın, cenazesi on üç gün morgda kalıp, ‘kimsesizler mezarlığına’ gömülmek üzereyken, kardeşleri ve arkadaşlarının çabasıyla bulunur ressam Rafet Ekiz..

Rafet Ekiz, memleketi Samsun’da daha henüz Lise dönemlerinde değişik alanlarda öne çıkan bir öğrencidir...

Lise yıllarında yazdığı öykülerle, şiirlerle ve özellikle yaptığı resimlerle, öğretmelerinin dikkatini çeker. O kendini daha çok resme verir. Çünkü resme olan yeteneği, daha ilkokuldan fark edilmiştir. Ağabeyi Metin Ekiz’in yolundan gider. Metin Ekiz,1969’da İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi, heykel bölümünü kazanmıştır. Onun da kafasında resim eğitimi vardır. 1971 yılında liseyi bitirir ve aynı yıl İstanbul Atatürk Eğitim Enstitüsü, Resim Bölümü’ne başlar.

Türk Resim Tarihi’nde hem eğitici, hem de ressam olarak önemli bir yeri olan ve Çağdaş Türk Resmi’nde usta birçok ressamın hocası olan Selahattin Taran’ın öğrencisi olan Rafet Ekiz, bölümü birincilikle bitirerek mezun olur.

1974 yılında, Erzurum Nene Hatun Öğretmen Okulu’nda resim öğretmenliğine başlar. Öğrencileri tarafından çok sevilen, sayılan Rafet Ekiz’i okul yönetimi ile anlaşmazlıklar sonucu buradaki görevinden ayrılır. 1978 yılında, İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi-Resim Bölümü’nü üçüncü sınıftan itibaren okumaya başlar. Özdemir Altan ve Devrim Erbil atölyelerine devam eder. Yüksek Resim Bölümü’nden 1982 yılında mezun olur.

Öğrenciliğinde kardeşi Rahim Ekiz’le birlikte kurduğu Kadıköy’deki atölyesini Beyoğlu’nun arka sokaklarından birine, oradan da Ortaköy’de geniş bir mekâna taşır. Her zaman evi olmasına karşın, o daha çok atölyesinde yatıp kalkar.

Bohem bir yaşam sürdüren Rafet Ekiz, resimleriyle adından sıkça söz ettirdiği kadar, kavgalarıyla da sanat dünyasında konuşulup, değerlendirilmeye başlanır. Adı artık sıkça kavgalarıyla, kendine özgü yaşamıyla, “Rafetçe” olaylarıyla anılır. Tüm yaşamı boyunca, haksızlığa karşı tavır sergiler.

Ortaköy’den sonra atölyesini bu kez de Hisarüstü’ne, sonrasında da Tünel-Postacılar Sokağı’na taşır. Tanınmaya başlar ve bütün sergilerinde yoğun bir taleple karşılaşır. Eserleri satılmaya başlayarak, seçkin koleksiyonlarda yer alır.

 

 

Renkçi bir sanatçıdır Rafet Ekiz.. Konularını daha çok eski Türk ve Anadolu mitolojilerinden alır.. Figürleri, boşluk hissi veren mekânsız ve zamansız kompozisyonlar içerisinden fışkırır adeta. Bilinen ya da bilinmeyen kültürler, dünyalar ve yaşanmışlıklardır onun kılavuzu..

Toplu yapıtlarıyla ilk kez “EKİZLER SANAT OLAYI” adlı sergi ile Nisan 1986’da Galata Sanat Galerisi’nde sanatseverlerin karşısına çıkar. Bu sergi çok beğenilir. Annesi Esma Ekiz, heykeltıraş ağabeyi Metin Ekiz, yine heykeltıraş kardeşi Rahim Ekiz’in yapıtlarının bulunduğu bu sergi için basında, “Tütün İşçiliğinden Tuval Başına”, “Ressam Aile” gibi başlıklar kullanılır.

İlk kişisel sergisini Mart 1987’de Teşvikiye Sanat Galerisi’nde açar. İki ay sonra, bir kaza sonucu yaşamını yitiren kardeşi Rahim Ekiz’in, acısıyla sarsılır. Kardeşini hep sevgiyle anar.

İstanbul ve Ankara’da sergi açmayı sürdürür. Ancak bir süre sonra, İstanbul sanat camiasının yozlaşmış olduğunu düşünüp, tepki olarak İstanbul’dan ayrılır. Önce Samsun’a ailesinin yanına gider ve altı ay orada kalır. Ancak döndüğü kent, eskileri barındırmamaktadır. Zihninde tasarladığı sahnelerden hiçbiri bir diğerine uymaz. Bodrum’a gider. Köylerinden birinde bir ev tutarak resim çalışmalarına başlar. Bir yıl kadar burada kalır. Eserlerini Ramko Galerisi’nde sergiler. Bodrum için, “İstanbul’dan beter” diyerek, Datça’ya geçer. Altı ay süreyle resim çalışmalarını burada sürdürür. İstanbul’a dönmeye niyeti yoktur. Yurtdışına, İsveç’e gider, Stocholm’de yaşar. Burada sergi açar. Ancak, “Memleketimi özledim” diyerek, kısa bir süreliğine İstanbul’a döner ve akabinde Azerbaycan’nın Başkenti Bakü’ye geçer. Resim çalışmalarında bulunur. 1994 yılında yurda döner ve sergiler açtıktan sonra Assos’un Bektaş Köyü’ne yerleşir. İki yıl burada yaşayarak birçok tabloya imzasını atar. Burada yaptığı resimleri yine İstanbul’daki birkaç galeride sergiler.

 

 

Rafet Ekiz, 1997 yılında İstanbul’a geri döner. Assos ve Bektaş Köyü’nü çok seven sanatçı, bağını koparmaz. Ömrünün sonuna kadar da, arada bir buradaki evine gidecektir. 1998 yılında son atölyelerini Kuzguncuk’ta açar. Kuzguncuk’ta ilk iki yıl, üç ayrı mekâna taşır atölyesini. İstanbul’un hem mimari, hem de insani ilişkiler bakımından pek bozulmamış olan, boğaz kıyısındaki bu şirin semtinde sanatçı, yüzlerce resim üretecektir.

Sonunda sahile yakın küçük bir mekân onun son atölyesi olur. Çok verimli olduğu bu dönemde, uzun süre kişisel sergi açmaz. Daha çok sanatseverler atölyesine gelip, resimlerini görür ve alır.

1999 yılında ayağı kırılır ve iki ay yatağa mahkûm olur. Bu dönemde ailesi, dostları ve sevenleri onun en büyük yardımcısıdır.

Sanat yaşamı boyunca mücadele eden, haksızlıklarla didişen sanatçı, Kuzguncuk’ta daha sakin bir yaşam sürer. Bu semtten pek dışarı çıkmaz. Resim yapar, kitap okur.

Rafet Ekiz 2003 yılında, İstanbul Terakki Vakfı Sanat Galerisi’nde son sergisini açar. 14 Temmuz 2003 tarihinde, hiç beklenmedik bir trafik kazası O’nu yaşamdan koparır. Kimliği tespit edilmesine karşın, cenazesi 13 gün morgda kalıp, ‘kimsesizler mezarlığına’ gömülmek üzereyken, kardeşleri ve arkadaşlarının çabasıyla bulunur..

Her şeye rağmen çok renkli, yaşanılası ve sıra dışı bir hayatı oldu. Bugün O’nun eserleri sayesinde anlayabiliyoruz sanatçının dik duruşunu, dünya görüşü ve sanatına olan güçlü bağlılığını…

Sanatla kalın

 

 

 

 

 

 

 


www.boluobjektif.com'da yer alan köşe yazarlarının yazıları kendi görüşleridir. Yazdıkları köşe yazılarından dolayı www.boluobjektif.com sorumlu tutulamaz.



Şenol SAK Diğer Yazıları
Köşe Yazarları
Çok Okunan Haberler
Burç Yorumları