120x600

Alemdar inşaat

05-11-2025 Ekrem ASMA
Ekrem ASMA

Ekrem ASMA

TÜRKİYE ‘ NİN YAPISAL İNSAN HAKLARINA İLİŞKİN İŞLEVSEL VE ÇÖZÜMSEL BİLGİ NOTU

Batı Avrupa toplumlarının  yaşadığı Rönesans ve Reform süreçlerini yeterince irdelememiş ve değerlendirmemiş, Sanayi Devrimini sağlıklı olarak yaşamamış ve takipçisi olarak izlemeye çalışmış bir toplum olarak , son dönemde Teknolojik Devrim sebebiyle yeni bir hayat tarzına ve toplumsal yapıya evirilen insanlık sürecinde , ülkemiz ve toplumumuz , içine sıkıştığı dar kalıpların , sosyolojik , ekonomik ve kültürel sorunlarının gölgesinde sürekli Yapısal İnsan Hakları sorunları ile yetersiz şekilde hayatını idame etmekte ve bizzat üst düzey devlet yetkililerinin ifade ettiği şekilde Beka Sorunu yaşamaktadır.

 

            Öncelikle, yapısal İnsan Hakları sorunları ile gerçekçi bir şekilde yüzleşmek gerekmektedir. Sorunların kökenlerini ve sebeplerini incelerken, bu sorunları meşrulaştıracak, kabul edilebilir olduğuna ilişkin manüpilatif yaklaşımlardan özellikle kaçınmamız, tamamen gerçekçi, analitik ve çözümsel, sağlıklı bir bakış açısına sahip olmalıyız. Aksi takdirde, gerçekten sürekli vurguladığımız ve korktuğumuz Beka Sorunu, bizler açısından olumsuz sonuçla nihayete erecek. Zira uygar dünyadan tamamen kopup, mevcut durumumuzu da kaybedeceğiz.

 

            Günümüz Türkiye’sinde, dar bakış açısıyla yaşadığımız İnsan Hakları sorunlarının yanı sıra geniş bakış açısıyla bakılması gereken ve sorunların kökenlerine inen Ekonomik, Sosyolojik, Kültürel, Bilimsel dönüşümü sağlayacak, radikal ve uzun vadeli çalışmalara derhal başlamamız gerekmektedir. Bilgi notu kapsamında ve düzeyinde hazırlanan bu giriş yazsında ; öncelikle var olan durumun ve gerçekliğin , sorunların tespiti yapılması amaçlanmaktadır. Bu tespit yazısından sonra , bu yazıda belirtilen ekonomik , sosyal , sağlık sistemine , eğitim sistemine ilişkin  sorunlar , alanım olmaması sebebiyle , çerçeve mahiyetinde  işlevsel çözümlerine ilişkin çözüm önerileri yazı dizisi şeklinde hazırlanacaktır. Bu yazının son paragrafında yer alan Hukuk ve Adalet Sistemi ve İnsan Hakları Sorunlarına ilişkin ise alanım olması sebebiyle detaylı ve her soruna ilişkin mevzuat değişikliklerini de içerecek şekilde çözüm önerileri kapsamlı ve noktasal bakış açısı ile hazırlanacaktır.

 

            Günümüz Türkiye’sinde, geniş halk kitleleri açısından Ekonomik Hayat çekilmez bir hale gelmiştir. Bu kapsamda başta Vergi Politikaları ve Uygulamaları geniş halk kesimlerini, işçi, memur, küçük esnaf, üretim ekonomisine katkı sağlayan ve direkt ekonomik faaliyette bulunan hizmet ve üretim sektörünü ayağa kaldıracak, destekleyecek sürdürülebilir bir yapı inşa edilmesi zorunludur. Bugüne kadar, reel sektör ve işçi, memur, küçük esnaf, üretim ekonomisine katkı sağlayan ve direkt ekonomik faaliyette bulunan hizmet ve üretim sektörü, vergi alınacak ve finans sektörüne kaynak yaratacak kesim olarak değerlendirilmiştir. Öncelikle bu bakış açısını tam tersine çevirmemiz gerekiyor. Acil olarak geniş toplum kesimlerini rahatlatacak, ayakta tutacak ve hayattan insan olarak keyif almasını sağlacak adımları derhal atmalıyız.

 

            Ülkemizde Sağlık Sisteminin geldiği nokta, bizzat Yeni Doğan Çetesi olayının yüzümüze çarptığı şekilde iflas etmiştir. Bizzat Sağlık Kuruluşları en temel insan hakkı olan yaşama hakkını ihlal etmekte ve sırf ticari bir faaliyet olarak, bilimsellikten uzak bir yapıya dönüşmüştür. Tek bir olayı ön plana çıkararak felaket tellallığı yapıldığı düşünülmesin. Zira Yeni Doğan Çetesi olayı tüm sistemin bakış açısını reel olarak yansıtmaktadır. Bu sebeple Sağlık Sistemi üzerine derhal bilimsel bakış açısı ile yaklaşıp İnsan Onuruna yakışır çözümler ve sürdürülebilir bir sistem kurmamız gerekmektedir ve bu yapılabilir.

 

            Eğitim sistemi de aynı şekilde iflas etmiştir. Vardığımız nokta maalesef, günün sonunda işsiz, vasıfsız, üniversite olmayan üniversite mezunu diplomalı, vasıfsız işsiz ordusunu bekleyen realite, yurtdışına çıkış hayali veya sosyal medya fenomeni olma hayalidir. Gerçekler ise bu insanlar sadece kurye ya da kasiyer olabilmeleridir. Hala ebeveynleri tarafından ekonomik ihtiyaçları karşılanan, doyumsuz, sorumsuz bir nesil ile karşı karşıyayız. Bu alanda yapılacak çalışmalar, en zorlu, en uzun vadeli çalışmalar olmak zorundadır.

 

            Toplumsal sorunların çözüm alanı olan Adalet ve Hukuk Sistemi, gerek yapısal İnsan Hakları Sorunlarının çözüm alanı olması, gerekse diğer alanlarda yaşanılan sorun ve sıkıntıların çözüm alanı olması sebebiyle özel bir önem arz etmektedir. Bu alanda ise Siyaset ve Katılımcı Demokrasi mekanizmaları ile iş birliği ve Pozitif Hukukun yetersiz kaldığı alanlara ilişkin çalışma yapılması sağlıklı ve çözüm üreten bir Adalet ve Hukuk Sistemi açısından zorunludur. Günümüz Türkiye’sinde maalesef Adalet ve Hukuk sistemi öncelikle ağır iş yükü, yetersiz ekonomik alt yapı, yeterli vasıflı yetişmiş insan kaynağı sorunu sebebiyle kendisinden beklenen işlevi ve çözüm yeteneğini üretememektedir. Bu durumu somut olarak karşımıza çıkaran ve acı gerçeği yüreğimizi kanatarak,  yüzleştiğimiz olay “ Ahmet MUNGİZİ “ cinayeti ve sonrasında meydana gelen olaylardır. Maalesef hukuk sistemi ve devlet mekanizması, aileyi rahatsız ve tehdit eden, sanıkların yakınlarını engelleyememişken; sosyolojik bir sorun olan yasa dışı güç odağı halindeki bir kişinin, avukatının Ailenin Avukatlığını üstlenmesi sonrasında tehditler bıçakla kesilir gibi kesilmiş, tehdit eden sosyal medya sayfaları derhal kapanmıştır. Bu gerçekle yüzleşmeden sebeplerini aramadan ve hukuki çözüm yollarını üretmeden ülkemizde işlevsel bir Hukuk ve Adalet Sisteminin varlığından bahsetmemiz imkansızdır. Bu genel tablonun yanı sıra ;

 

  1. Bulunduğumuz Coğrafyadan kaynaklanan ve tarihsel koşulların ortaya çıkardığı sebeplerle sürekli olarak ifade özgürlüğü, düşünce – sanat – bilim özgürlüğü, örgütlenme ve siyasete katılım konusunda ki yapısal sorunlarımızı çözme ve standartlarımızı makul ve uygar dünya seviyesine çıkarma konusunda, mevcut uygulamada ki sorunlardan yola çıkarak somut adımlar atılması gerekmektedir.
  2. Cezaevlerinin çok dolu ve kalabalık olması sebebiyle hükümlü ve tutuklularının barınma koşulları ve kalabalık koğuş ve hatta yer yokluğu sebebiyle yer yatağında yatmaları;
  3. Yargılamaların, özellikle Boşanma Davaları, Kira Davaları, Alacak Davaları gibi davaların çok uzun sürmesi var olan sorunlara yeni sorunlar ortaya çıkarması, Adil Yargılama Hakkının ve Etkili Başvuru Hakkını aşırı derecede ihlal etmekte ve hakları işlevsizleştirmektedir.
  4. Toplumsal bakış açısında Yargı Erkinin bağımsız olmadığı düşüncesi, Ceza Soruşturmalarında çifte standart görüntüsü oluşturan uygulamalar insanımızın adalet duygusunu yitirmesine sebebiyet vermiştir. Somut örnek verecek olursak İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve Diğer Belediye Başkanlarına yönelik yapılan soruşturmalar, tüm Belediye Başkanlarına, Tüm Bakanlıklar ve Kamu Kurumlarına aynı ciddiyet ve kararlılıkla yapılmaması kamu vicdanında çaresizlik hissi ve yoğun güvensizlik algısı oluşturmaktadır.
  5. Bazı ceza soruşturmalarında, Hazırlık Soruşturması gizli olması rağmen, henüz gözaltındaki kişiye ve avukatına dahi evrak ve bilgi verilmemişken, iddiaların ve göz altına alınma görüntülerinin bir kısım medya ve resmi medya organlarınca paylaşılması Masumiyet Karinesinin, Adil Yargılama Hakkının Kısıtlanmasına sebebiyet vermektedir. Özellikle toplumca tanınmış insanlara ilişkin soruşturmalarda bu yöntemin uygulanması toplumda İtibar Suikastı sonucuna yol açmakta olup ağır bir yapısal İnsan Hakları ihlaline dönüşmektedir.
  6. Maalesef mevcut yasal düzenleme suçla ve suçlulukla mücadelede yetersiz kalmakta, kolluk kuvvetlerinin çok uzun çalışma süreleri, olumsuz koşulları ve yeterli İnsan Hakları eksenli bir eğitimden geçmemiş olması sebebiyle Bir Hukuk Devletinde İnsan Haklarının Teminatı olan Kolluk Kuvvetlerinin zaman zaman orantısız güç kullanma ve yetkilerini aşma sorunu doğurmaktadır. Aynı şekilde asıl yük sadece kolluk kuvvetlerine yüklenmekte Savcılık – Mahkeme üstlenmesi gereken sorumluluğu yeterince üstlenmemektedir. Bu durum Kolluk Kuvvetlerinin motivasyonunu, itibarını ve ekonomik haklarını engellemektedir. Öncelikle sağlıklı, haklarını alan, makul süre çalışan, iyi eğitimli ve İnsan Hakları formasyonuna sahip bir kolluk kuvveti oluşturmamız gerekmektedir.

 

  1. Başta Kadın cinayetleri ve tüm cinayetleri engellemek için ACİL EYLEM PLANI hazırlanmalı ve bu kapsamda Bireysel Silahlanmanın engellenmesi amacıyla gerek ruhsatsız silahlara yönelik ayrı bir çalışma gerekse Silah Ruhsatı hususunda gerekirse mevcut ruhsatların tamamen iptal edilerek yeni bir bakış açısı ile Silah Ruhsat Sistemi çalışmaları yapılmalıdır.  Uzun vadede detaylı ekonomik, sosyal ve psikolojik tedbirleri kapsayan bir çalışma hazırlanırken , kısa vadede  caydırıcı önleyici ve Etkin Cezalara ilişkin radikal bir mevzuat değişikliği acilen yapılmalıdır.  
  2. Özellikle alacak davaları sonucunda Mahkeme Kararı ile kesinleşmiş alacakların; mevzuatta şirketler ve şirket ortaklarınca, suistimal edilemeye yönelik boşluklar olması sebebiyle alacağın tahsil kabileyitinin ortadan kalkması ve şirket ortaklarının şahsi sorumluluğu olmaması , Mahkeme İlamlarını  gereksiz ve işlevsiz kağıtlara dönüştürmektedir.
  3. Toplumda Hukuki Okur Yazarlığın gelişmemiş olması, ekonomik yetersizlik sebebiyle, Mahkeme Harç ve Yargı giderlerinin yüksekliği, Hukuki Danışma ve Avukatlık Hizmetine ulaşılamaması sebebiyle geniş toplum kesimleri hak ve sorumluluklarını yeterince bilmemekte ve hak arama hakkını kullanmamaktadır.

 

 

Bu ve bu aşamada akla gelmeyen birçok soruna ilişkin çözüm getirebilmek için Adaleti önceleyen bir bakış açısı getirilmesi zorunludur. Aksi takdirde çözüm yolu olması gereken Hukuk ve Adalet Sistemi kendisi bizzat sorun olan bir yapıya dönüşme tehlikesi ile karşı karşıyadır.

 

Bu bilgi notuna son söz olarak belirtmek isterim ki; İnsan Hakları Bir Beka sorunudur ve Şeyh Edibali’nin yüzyıllar öncesinden gelen seslenişi ile : “ İnsanı Yaşat ki Devlet Yaşasın “ ve artık mutlu, sağlıklı ve insan onuruna yakışır şekilde yaşasın …

 

 

 

                                                                                        03.11.2025

                                                                                        Av. Ekrem ASMA

                                                                      


www.boluobjektif.com'da yer alan köşe yazarlarının yazıları kendi görüşleridir. Yazdıkları köşe yazılarından dolayı www.boluobjektif.com sorumlu tutulamaz.



Ekrem ASMA Diğer Yazıları
Köşe Yazarları
Burç Yorumları