120x600

Alemdar inşaat

10-05-2025 BOLU

Sokak Hayvanlarına Resmi Sürgün: Yaşam Hakları Çiğneniyor / Cihan Tutal

Konuk Yazar; Cihan Tutal / Sokak Hayvanlarına Resmi Sürgün: Yaşam Hakları Çiğneniyor

Sokak Hayvanlarına Resmi Sürgün: Yaşam Hakları Çiğneniyor / Cihan Tutal
Bİ tur

Doğal Yaşam Hakkına Darbe
Bolu’da ve Türkiye’nin pek çok yerinde sahipsiz sokak hayvanları, yıllardır kent yaşamının bir parçası olarak doğal ortamlarında yaşam mücadelesi veriyor. Onların da tıpkı insanlar gibi yaşama hakkı var. Ne var ki son dönemde resmi kurumlar tarafından yayımlanan talimatlar ve yazışmalar, sokak hayvanlarının bu en temel hakkını hiçe sayarak adeta sürgün edilmelerine yol açıyor. Özellikle Bolu ili özelinde, sağlık ve eğitim kurumlarının bahçelerinde barınan dostlarımızın bulundukları yerlerden uzaklaştırılması ve kısıtlanması yönünde kararlar alınması, hayvanseverleri isyan ettiriyor.

 

Sokak hayvanlarını korumakla yükümlü olması beklenen kurumlar, şikâyetler ve kuduz riski gibi gerekçelerle peş peşe yazılar yayımlayarak sahipsiz canların bulunduğu ortamdan koparılmasını istiyor. Oysa bu canlar yıllardır orada yaşamakta, çoğu zaman kimseye zarar vermeden varlıklarını sürdürmektedir. Şimdi ise birkaç şikâyet dilekçesi ve abartılan sağlık endişeleri yüzünden, sıcak yuva bildikleri sokaklardan, okul bahçelerinden, hastane kampüslerinden toplanıp götürülüyorlar. Bu girişim, hayvanların doğal yaşam alanlarına yönelik büyük bir hak ihlali anlamına geliyor. Birlikte yaşamak bu kadar mı zor?

 

Kamu Kurumlarından “Uzaklaştırın” Talimatları
2025 yılının başında Sağlık Bakanlığı, ülke genelindeki tüm illere gönderdiği bir yazıyla sağlık kuruluşlarında artan sahipsiz hayvan varlığından duyduğu rahatsızlığı dile getirdi. Bakanlığa ulaşan tespit ve şikâyetlerin, hastane bahçelerinde dolaşan sokak hayvanlarının vatandaşların sağlığını tehdit eder boyuta geldiğini öne sürdüğü görülüyor. Bu yazıda özellikle hastane girişleri ve bahçelerindeki başıboş hayvanların yarattığı iddia edilen riskler vurgulandı. Ardından “Sağlık Kuruluşlarında Sahipsiz Hayvanlarla İlgili Alınması Gereken Tedbirler” başlıklı talimat, 81 il valiliğine iletildi.

 

Bu merkezi talimatın hemen ardından, Bolu İl Sağlık Müdürlüğü de 10 Şubat 2025 tarihli resmi yazısıyla kendi ilindeki sağlık kurumlarına aynen bu emirleri iletti. İl Sağlık Müdür Yardımcıları imzasıyla dağıtıma sunulan yazıda, bağlı tüm birimlere bakanlıktan gelen talimatın iletilmesi istenirken, “sağlık kuruluşları ve yerleşkeleri içine giren sahipsiz hayvanların yerleşke dışına çıkarılması” için gereken önlemlerin alınması ve düzenli kontrollerin yapılması emredildi. Bu ifadeler son derece net: Hastane kampüslerinin içinde tek bir sokak hayvanı kalmaması isteniyor. Bu, o hayvanların senelerdir yaşadıkları ortama bir daha dönemeyecekleri anlamına geliyor.

 

Nitekim Bolu’daki hastaneler de bu emirlere hızla boyun eğdi. İzzet Baysal Devlet Hastanesi yönetimi, Bolu Belediyesi Veterinerlik Birimi’ne resmi bir yazı yazarak hastane yerleşkesindeki sahipsiz hayvanların derhal dışarı çıkarılması talebini iletti. Aynı şekilde diğer sağlık kuruluşları, toplum sağlığı merkezleri de benzer adımlar attı. Sonuçta, şifa arayan insanların mekânı olan hastaneler, sokak hayvanları için birer yasak bölge haline getirildi.

 

Kuduz Riski ve Okullardaki Şikâyetler
Sokak hayvanlarına yönelik bu uzaklaştırma furyasının bir diğer gerekçesi de kuduz hastalığı riski olarak karşımıza çıktı. 2025 yılı Şubat ayı sonunda Bolu’da Refika Baysal Toplum Sağlığı Merkezi, İl Sağlık Müdürlüğü’ne gönderdiği yazıda son dönemde kendilerine başvuran bazı ısırık vakalarını rapor etti. Üstelik bu vakaların okul sınırları içerisinde başıboş dolaşan hayvanlardan kaynaklandığını özellikle vurguladılar. Bolu’daki Orhangazi Ortaokulu, 50. Yıl Ortaokulu ve İzzet Baysal Ortaokulu başta olmak üzere toplam 6 ayrı kuduz şüpheli ısırık vakası dikkat çekiyordu.

 

Bu ihbar niteliğindeki yazı üzerine, Bolu İl Sağlık Müdürlüğü 1 Mart 2025 tarihinde Bolu Belediyesi’ne ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne resmi bir talimat gönderdi. Yazıda, bahsi geçen başıboş hayvanlar hakkında gerekli tedbirlerin alınması hususu bildirildi. Yani sağlık otoritesi, belediye ve okullara “o köpekleri oradan çıkarın” demiş oldu.

 

Elbette hiç kimse kuduz riskini hafife alamaz; bu ciddi bir halk sağlığı meselesidir. Ancak burada sorulması gereken kritik soru şudur: Kuduz tehlikesini önlemenin yolu, o hayvanları alelacele ortamdan söküp atmak mıdır? Yoksa önce bu hayvanların aşılama ve kontrol gibi veterinerlik hizmetlerinden geçirilmesi midir? Maalesef Bolu’daki uygulamada ilk seçenek devreye girdi.

 

Yasa 5199 ve Yönetmeliklerle Çelişen Uygulamalar
Bu resmi uygulamalar, Türkiye’de yürürlükte olan hayvan hakları mevzuatıyla açıkça çelişiyor. 5199 Sayılı Hayvanları Koruma Kanunu ve ilgili yönetmelikler, sahipsiz hayvanların rehabilitasyonunun ardından tekrar alındıkları ortama bırakılmalarını öngörmektedir. Kanunun 6. maddesinde, belediyelerce kurulan bakımevlerinde bakım ve kısırlaştırma, aşılama, rehabilitasyon işlemleri tamamlanan sahipsiz hayvanların yeniden alındıkları yere bırakılması esastır diye belirtilir.

 

Oysa bugün gelinen noktada ne oluyor? Sokak hayvanları rehabilite edilse dahi ait oldukları bölgeye bırakılmıyor. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın 31 Ocak 2025 tarihli bir genelgesine dayanılarak Bolu’da yapılan bir toplantı raporunda, yeni düzenlemeler gereği “toplanan başıboş köpeklerin rehabilite edildikten sonra dahi geri bırakılmasının yasaklandığı” ve bu yasağa uymayanlara köpek başına 71.965 TL idari para cezası uygulanacağı açıkça belirtiliyor.

 

Bu durumda belediyeler ne yapacak? Ya bu hayvanları ömür boyu barınaklarda tutacak ya da gizli saklı şehir dışına, ormanlık alanlara bırakacaklar. Her iki durumda da hayvanların yaşam hakkı ağır bir şekilde ihlal ediliyor. Barınakta kalmak da ormana atılmak da o canlar için ölüm fermanı ile eşdeğer.

 

Bir Haykırış ve Vicdana Davet
Gelinen noktada, sokak hayvanlarının doğada özgürce yaşama hakkı kağıt üstünde kalmıştır. Hastane bahçelerinde yıllarca insanların sevgisiyle var olan köpekler, okul avlusunda çocuklarla oyunlar oynamış kediler, bugün resmi yazılarla bulundukları yerlerden sürülüyor. O resmi yazılarda ne empati var ne merhamet. Sadece soğuk ifadelerle “çıkarılsın, toplansın” deniyor.

 

Buradan tüm hayvanseverlere ve yetkililere sesleniyoruz: Sokak hayvanları bizim düşmanımız değil, emanetimizdir. Onları tehlike olarak görmek yerine, birlikte yaşamanın yollarını bulmak zorundayız. Çözüm; kısırlaştırma, aşılama, eğitim ve bilinçlendirmedir, sürgün etmek değil.

 

Bu bir haykırış: Sahipsiz canların sesi olalım. Onlar konuşamaz, haklarını arayamaz. Onlar sadece yaşamaya çalışıyorlar. Biz insanlar ise korkularımızı, şikâyetlerimizi bahane edip bu canları yok sayıyoruz. Doğada yaşamak onların da hakkı. Hiçbir resmi yazı, hiçbir makam bu hakkı ellerinden alamaz, almamalı.

 

Sokak hayvanları yalnız değildir ve asla da olmayacak!

 

 




Etiketler :
HABERE YORUM YAZIN

DİĞER BOLU HABERLERİ
Köşe Yazarları
Burç Yorumları