

Şehrimiz Bolu ne yazık ki birkaç gündür siyasal şiddet ve vandalizm ile buna bağlı olarak yükselen sosyal tansiyona dair haberlerle anılıyor. Seçime katılan partilerden biri olan HDP’nin üyelerinin şehrin farklı noktalarına astıkları bayrakların kimliği belirsiz kişilerce toplanıp yakılmasının ardından haftasonu yaşanan, iki yurttaşımızın hafif yaralandığı şiddet olayıyla gerilim tehlikeli bir noktaya taşınmıştır.
Cumartesi’yi Pazar’a bağlayan geceyarısı şehrin merkezi bir bölgesinde partilerinin bayraklarını asan HDP’lilere müdahale ettiği anlaşılan iki kişi, çıkan kavgada bıçakla yaralandı. Medyanın bir kısmı bu tür olaylarda, siyasi eğilimlerinin ağır basması sonucu, olayın bütün boyutlarını ortaya koyan, objektif bir bilgilendirmeden kaçınabilmektedir. Bu yüzden, yaşanan bu adli olayın nasıl meydana geldiğiyle ve sorumlularının kim olduğuyla ilgili şu aşamada kesin bir yargıya varmak yanıltıcı olabilir. Ancak her halükarda yaralanan iki yurttaşın da en kısa sürede sağlıklarına kavuşmalarını diliyorum.
Öte yandan olayı müteakip gerçekleşen gözaltılar ile işin rengi değişmiştir. Aralarında HDP İl Eşbaşkanı’nın da olduğu 12 kişi gözaltına alındı. Adli bir olay böylece siyasi bir operasyona dönüştü. Belki de baştan beri bu niteliği haizdi. HDP’lilerin seçim çalışmaları esnasında bir gerginliğin yaşanmaması için gerekli önlemleri almayan Emniyet, yaralama olayında dahli olduğuna dair hiçbir veri bulunmayan HDP İl Eşbaşkanı’nı gözaltına aldı. Acaba AKP’lilerin karıştığı bir kavga yaşansaydı AKP İl Başkanı gözaltına alınacak mıydı?
Şahsen tanıştığım İl Emniyet Müdürümüzün Bolu’da huzuru korumak isteyen, iyi niyetli bir kolluk bürokratı olduğuna inanıyorum. Ancak onu da aşan, Türkiye çapında bir tertibin varlığı sezilmektedir. Bolu’da bunlar yaşanırken aynı gün içinde Isparta ve İstanbul Kuzguncuk’ta da HDP’lilere saldırılar gerçekleşti. Aynen 2014 yerel seçimlerinden önce olduğu gibi, RTE/AKP rejimi milliyetçilerle HDP’lileri çatıştırma gayretindedir. Türkiye’nin farklı noktalarında bir süredir Bolu’dakine benzer olaylar meydana gelmektedir.
Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre faaliyet gösteren tüm partiler 81 ilin tamamında bayrak asma hakkına sahiptir. Bu hak 81 ilin herhangi birinde, her kim tarafından olursa olsun, engellenir ve buna yetkililerce göz yumulursa demokratik bir hürriyetin ihlali söz konusudur. Kolluk kuvvetlerinin görevi demokratik hak ve özgürlüklerin uygulanmasını sağlamaktır.
Şiddet eylemlerini kınamak ve mümkünse durdurmak CHP’liler olarak bizlerin görevidir. Çünkü biz toplumsal barıştan, demokratik özgürlüklerden ve hukuk devletinden yanayız. Seçim sürecinde, mecliste çoğunluğu kaybedeceğini anlayan iktidarın çeşitli provokasyonlarına karşı uyanık olmazsak yeni bir Kenan Mak’ı, yeni bir Şerzan Kurt’u, yeni bir Fırat Çakıroğlu’nu kurban vermemiz işten bile değildir. Bu bağlamda MHP ve HDP camialarını sağduyuya davet ediyorum.
Bolu’da olanlardan iktidar sorumludur. Benzer olaylar tekrarlanırsa, bunların sorumlusu da AKP iktidarı olacak. AKP’nin TBMM’de 276 sandalyenin altında kalmasına engel olmak için HDP’yi baraj altında bırakmak isteyenler, bunun için tertiplere başvuranlar CHP yüzde 30’un üzerinde oy alınca zaten çok büyük bir hayal kırıklığına uğrayacak. AKP’yi mecliste azınlığa biz düşüreceğiz. Yurttaşlarımıza çağrımız ise yaşanacak bir Türkiye’yi kurma yolunda bize omuz vermeleridir.
Burak COP
CHP Bolu Milletvekili adayı