

Suriye iç savaşının başlamasının üzerinden 9 yıl geçmişken, dengelerin değişmeye devam ettiğini vurgulayan Karsu; “Dikkat çeken gerçek ise Şam’ın kontrolündeki bölgelerin her geçen gün haritada daha büyük bir yer kapladığıdır. Suriye ordusunun ilerlemeye devam ettiği İdlib'de harita her saat yeniden çiziliyor. Bir insanlık trajedisinin yaşandığı İdlib, son aylarda gündemimizde hep kendisine yer bulsa da, geçen hafta yaşanan kritik gelişmeler ile birlikte durum farklı bir boyuta ulaştı. Bölgeden gelen şehit haberleri, durumun ne kadar ciddileşebileceğini gözler önüne serdi. Türkiye’nin şu anda en önemli dış politika maddesi olan ‘İdlib’de durumun nasıl bu noktaya geldiği, önemi ve gelecekte neler olabileceği’ cevaplamamız gereken soruların başında gelmektedir” şeklinde konuştu.
“Ortadoğu’ya mezhep eksenli bakılmasının Türkiye’nin tarihinde görülmemiş olduğunu vurgulamıştık”
Karsu; “Cumhuriyet Halk Partisi olarak Eylül 2018’de İdlib konusunda altı maddelik bir çağrı yaparak yaklaşan tehlikeye karşı bütün sorumluları uyarmıştık. Bu çabalarımızın tek bir amacı vardı: Doğunun ve batının buluştuğu, kültürlerin bin yıllardır birbirleriyle kucaklaştığı coğrafyamızda akan kanı durdurmak ve bölge halklarının geleceğe eşitlik ve kardeşlik içinde umutla bakmalarını sağlamak. Bu çağrıda İzlenen dış politikanın Türkiye’nin çıkarlarına endekslenmiş bir dış politika olmadığını, 90 yıllık dış politikamızın kısa bir süreç içinde perişan edildiğini ve bütün birikimlerimizin çöp sepetine atıldığını, Ortadoğu’ya mezhep eksenli bakılmasının Türkiye’nin tarihinde görülmemiş olduğunu vurgulamıştık” biçiminde konuştu.
“Suriye’nin geleceğine ancak Suriye halkının karar verebileceğini hiç unutmamalıyız”
CHP Bolu il başkanı Kazım Karsu sözlerini şu şekilde tamamladı; “Ankara ile Şam arasındaki yolun barışa giden en kestirme yol olduğunu ve Suriye’nin geleceğine ancak Suriye halkının karar verebileceğini hiç unutmamalıyız,-ABD ve Rusya’nın çıkarları arasında savrulmamak için, toprak bütünlüğü, siyasi bağımsızlık, egemenlik ve iyi komşuluk ilişkileri ilkelerine dayanan, bütünlüklü ve uyumlu tek bir Suriye politikası izlemeliyiz, -Suriye yönetimi başta olmak üzere, uluslararası hukuka ve ilişkilere dayalı, meşruluğu olan bütün aktörlerle, konuşarak diplomasiyi etkin kılmalıyız, Suriye yeniden güvenli ülke olduktan sonra ülkemizdeki sığınmacıların gönüllü geri dönüşlerini teşvik etmeli ve bu amaca uygun politikalar geliştirmeliyiz. Cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün “Yurtta Barış Dünyada Barış” ilkesini asla terk etmemeliyiz. “