

CHP Bolu İl Başkan Vekili Mehmet Akça toplantının açılış konuşmasını yaparak “ Son yıllarda kadınlara karşı yapılan cinayetlerin ve şiddetin çoğalması, hükümet tarafından İstanbul Sözleşmesinin iptal edilmesi bizi ve kadınlarımızı çok üzdü. Kadın cinayetlerinin ve kadına şiddetin önlenmesi konusunda her türlü desteğe hazırız. Kadın Kolları Başkanımız Sayın Aylin Nazlıaka’ya hoş geldiniz diyorum” dedi.
Toplantıda konuşan CHP Kadın Kolları Genel Başkanı Aylin Nazlıaka CHP Kadın Kolları olarak, “Yaşam Hak” projesi kapsamında 81 ilde kadınlarla buluşmak için Genel Merkez önünden ilk rotası olan Eskişehir’e doğru hareket ettiklerini Cuma günü de Bolu’ya geldiklerini vurgulayarak; “Yaşam Hak” otobüsü ile kadınlara haklarını anlatacaklarını, mağdur ailelerle buluşacaklarını söyledi. CHP Kadın Kolları Genel Başkanı Aylin Nazlıaka, “81 ilde sokak sokak gezerek tüm kadınlara haklarını anlatacağız. İstanbul Sözleşmesi’nin kadınlar açısından ne kadar önemli olduğunu bir kez daha göstereceğiz. İstanbul Sözleşmesi’nden fesih kararı alınmasının ardından gerçekleşen kadın cinayetleriyle birlikte, Sözleşmesi’nin kadınlar açısından ne kadar önemli olduğunu bir kez daha anlatacağız” dedi.
Nazlıaka, CHP Genel Merkezi’nde, şiddet mağdurlarına destek olmak için bir çağrı merkezi kurduklarını da işaret ederek. 444 82 85 numaralı telefondan ulaşılabilecek hatta başvuranlara ücretsiz hukuki ve psikolojik destek sunulacağını belirtti. Aylin Nazlıaka; “Herkes bu süreçte çok büyük rahatsızlık duyuyor. Şiddet uygulamayan erkekler de bu süreçte çok rahatsızlık duyuyor. Ben çoğu kişiden “ben yolda yürürken eğer adımlarım önümde yürüyen bir kadınla aynı seyirde olursa, kadın acaba rahatsız oluyor mudur? diyerek adımlarımı seyrekleştiriyorum.” söylemlerini duyuyorum. Âdeta erkekler açısından da zorlayıcı bir sürece dönüştü. Eşitlikçi erkekler açısından zorlayıcı ve utanç verici bir sürece dönüştü bu ama iktidarın ne yazık ki Kadınlara Yönelik Şiddetle samimi bir mücadelesi olmadığını hepimiz biliyoruz. İşte o yüzden bizler değil elimizi, gövdemizi taşın altına soktuk. Biliyoruz ki Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında Kadın Bakanlığı’nı da kurarak Kadına Yönelik Şiddeti önleyeceğiz. Gerçek anlamda kadın erkek eşitliğini, toplumsal cinsiyet eşitliği olduğu, eşit, demokratik, aydınlık bir Türkiye için hep birlikte inşa edeceğiz” biçiminde konuştu.
CHP Gençlik Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gökçe Gökçen ise, “ İstanbul Sözleşmesi TBMM’de tüm siyasi partilerin oy birliğiyle kabul edilmiş bir kanunla hukuka girmişti. Buna rağmen tek adamın bir gece yarısı feshetmesiyle Türkiye’deki 42 milyon kadının, ev içi şiddete uğrayan herkesin ve çocukların da yaşamı tehlikeye girmiş durumda. Türkiye’de bugün çok zor bir süreçten geçiyoruz. Bir yandan pandemi bir yandan artık ekonomik kriz bile diyemiyoruz. Ekonomik buhranla mücadele etmeye çalışıyoruz. Esnafın, işçinin, çiftçinin, gençlerin hali ortada. İşsiz gençlerin sorunları ortada ama bir yandan da pandemiyle birlikte artan birçok problem var. Bu problemlerin en başında da Kadına Yönelik Şiddet geliyor. Ne yazık ki TBMM’nin ortaklaştığı bir kanun üzerine yıllar geçiyor ve İstanbul Sözleşmesi tek bir kişinin, gece yarısı kararıyla fesh ediliyor. İstanbul Sözleşmesi ne diyordu? Neden önemliydi bizim için? İstanbul Sözleşmesi, kadına yönelik şiddeti sonlandırmak için çok net bir yöntem ortaya koyuyordu. Kadına yönelik şiddeti önlemek, kadına yönelik şiddetten korumak eğer koruyamıyorsa bir şekilde şiddet gerçekleşiyorsa, etkili bir şekilde soruşturmak ve cezalandırmak ve bununda ötesinde toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlayarak bütüncül politikalar yürütmek. Aslında bu formülü sunuyordu İstanbul Sözleşmesi. Şimdi burada o yüzden sadece kadınlarla ilgili bir mesele değil, bu kadına yönelik şiddetle ilgili bir mesele de değil, TBMM’nin gasp edilen bir iradesi var. İşte o yüzden Kadın Kollarımızın yaptığı çalışma aynı zamanda Belediye Başkanımızın gösterdiği bu duyarlılık bizim için çok kıymetli. Çünkü İstanbul Sözleşmesi’ne karşı çıkmak Kadına Yönelik Şiddete son demek ve yaptığımız bu çalışmalar aslında milletin iradesine sahip çıkmak anlamına geliyor. O yüzden yaşam hakkı otobüsünün ilk çalışmalarında önce Ankara’dan Eskişehir’e yola çıktık. Eskişehir’den de Bolu’ya geldik. Tekrar başkanımıza duyarlılığı için ve hizmetleri için çok teşekkür ediyorum. Bolu’da bugün bir takım çalışmalar yapacağız ve öldürülen kadınların isimlerini yaşatarak başka bir kız kardeşimizi daha kaybetmemek için mücadele etme sözümüzü sürdüreceğiz. Geçtiğimiz günlerde bir duruşmada duyduğum sözü hatırlatarak başlamak isterim. Anayasal haklarını kullanarak tamamen barışçıl bir şekilde düşüncelerini ifade ettikleri için yargılanan öğrencilerden birisi; “Ben iki aydır ev hapsindeyim, bileğimde elektronik kelepçe var. Ben bu kelepçeye baktığım zaman elektronik kelepçilerin Türkiye’ye nasıl getirildiğini hatırlıyorum. Türkiye’ye elektronik kelepçeler getirilirken denmişti ki bizlere; “Kadına yönelik şiddette kullanılacak, kadına yönelik şiddet meydana geldiği zaman ya da gelme tehlikesi olduğu zaman, faile uygulanacak. Böylelikle kadına yönelik şiddetle topyekûn mücadele edeceğiz demişlerdi. Ben bakıyorum kadın katillerine hiçbir şekilde elektronik kelepçe uygulaması yok ve benim bileğimde bir elektronik kelepçe var” dedi. Şimdi oraya bakıyorum, bir de bugüne kadar meydana gelen kadın cinayetlerine bakıyorum. Özellikle son yıllarda gittikçe artan kadın cinayetleri, kadına yönelik şiddet, “Nasıl çözülür?” diye sorduğumuzda, İstanbul Sözleşmesi aslında bizlere çok net bir yol haritası çiziyordu. Ne diyordu İstanbul sözleşmesi? “Kadına yönelik şiddeti önle. Kadını koru. Eğer bir şiddet gerçekleştiyse etkili bir şekilde soruştur. Faili cezalandır ve bütüncül politikalarla toplumsal cinsiyet eşitliğini sağla… O yüzden 81 ilde kadınlarla hem İstanbul Sözleşmesi’ni hem de toplumsal cinsiyet eşitliğini konuşmaya devam edeceğiz” şeklinde konuştu.
Son olarak konuşan CHP Kadın Kolları Genel Başkanı Aylin Nazlıaka “Bolu’ya bir hediyemiz de var: Kadın kooperatifimizin bir ürünü olan bir ata tohumu getirdik. O ata tohumunu Bolu’ya vereceğiz. Bolu’dan aldığımız bir ata tohumunu da diğer ilimize götüreceğiz. Böylelikle bir yandan kadın emeğini birleştirirken diğer taraftan yüreklerimizi de birleştirmiş olacağız” dedi.