120x600

Alemdar inşaat

31-07-2023 BOLU

Bu öneri İnşaat sektörünü ayağa kaldırır……

Alemdar İnşaat Yönetim Kurulu başkanı Abdullah Alemdar, tüm Türkiye’ye örnek olacak “YARISI SİZDEN YARISI BİZDEN” kampanyasının ayrıntılarını Bolu Objektif haber sitesine anlattı. İnşaat sektörünün geleceğiyle ilgili önemli değerlendirmeler yapan Alemdar; “ Konut sektöründe artık bir devlet politikasının olması gerekiyor. Modern dünyada ve gelişen Türkiye’de artık bunun stabil bir konuma getirilmesi gerekiyor. Bunun ivedilikle yapılması gerektiğine inanıyorum” dedi.

Bu öneri İnşaat sektörünü ayağa kaldırır……
Bİ tur

Abdullah Bey, İnşaat Sektörü, Türkiye’nin başat sektörü. Ülke genelinde yeteri kadar, ciddi oranlarda konut inşa edilemiyor. Şu anda bir kredisizlik durumu var. Emlak kredisi çekmek neredeyse mümkün değil. Kiralar fahiş düzeyde…  Konut ya da Gayrimenkul satışlarının canlandırılması için sizce neler yapılabilir?

 

Firma olarak, Kurban bayramı sonrası bankaların açıkladığı konut kredisi faiz oranlarını bekledik. Bunun akabinde daha önce de yaptığımız ama geçen yılki enflasyon oranları yüzünden ara vermek zorunda kaldığımız “bize taksitli” sisteme yeni bir kampanya ile döndük. Bu kampanyayı bitmiş, devam eden ve yeni başlayan bütün projelerimiz ile satıştaki bütün dairelerimiz için geçerli kıldık. Burada çok basit bir sistem kurduk. Bu sistemde örneğin 2 milyonluk bir daire için; 1 Milyon lira peşinat alıyoruz. Geri kalan 1 milyon lirayı da 1,50 sabit vade farkıyla 10 yıla kadar kendi bünyemizde vadelendiriyoruz. 1 Milyon lira için aylık 18.000 liraya tekabül ediyor. Bunu şu anda piyasadaki en düşük bankadan aldığımızı düşünürsek aylık 30 bin ile 40 bin lira arası değişiyor. Bizde bankalardaki gibi sigorta, ekspertiz,  dosya masrafları yok. Bunlarında yaşa göre sigortada bu yıl 30 bin liraya varan aylık ödemeler çıktı. Dolayısıyla buradan da baktığımızda sadece bu masraflar için 10 yıllık sürede yaklaşık 300 bin lira tutarında bir maliyet daha çıkıyor. Bu durum yaşa göre değişiyor, ben maksimumunu söylüyorum. 300 bin lira tutarındaki maliyet rakamını da düştüğümüzde –Yarı Yarıya’dan daha avantajlı duruma geliniyor-  Ve masrafların ekstrası da vatandaşlarımızın cebine kalıyor. Burada 18.000 lirayı sabit yapabildiği gibi bu rakamı -ödeyemiyorum- diyen vatandaşlarımız için de bir kolaylık getirdik. Örneğin vatandaşımız “ 13.000 / 14.000 ödüyorum” derse o zamanda kademeli yapıyoruz. 13.000 / 14.000 liradan başlayarak her yıl % 10 ya da % 15 civarında bir artışla bir sene 14.000 lira diğer sene 16.000 lira bir sonraki sene 18.000 lira şeklinde olabiliyor. Eğer vatandaşlarımız aralığı artırabilirse illa 120 ay kullanmak zorunda da kalmıyorlar. 60 ay, 72 ay, 84 ay gibi sürelere de çekebiliyorlar. Bunun dışında aralarda -balon ödeme- yapabiliyorlar. Diyelim ki köyden ya da farklı bir yerden yan geliriniz var. Yılda birkaç kez balon ödeme de koyabilirler. Yani yarısı peşinden sonraki kısım tamamen bizim müşterilerimizle aramızda oluşturacağımız konsensüs ile belirleniyor. Onların ödeme gücüne ve ödeme planlarına sadık kalarak bir plan oluşturuyoruz ve bunu sözleşmelerimizde harfiyen belirtiyoruz. Proje bitiminde yani % 80 aşamasına geldiğinde tapularını veriyoruz.  Bitmiş dairelerde zaten hemen tapuları veriyoruz. Yine aynı şekilde ipotekli bir şekilde bankaların uyguladığı gibi veriyoruz. Senet şeklinde aylık olarak bize ödemelerini yapıyorlar. Borç bitiminde ipotekleri kalkıyor. Bu şekilde Bolu’da bir daire sahibi yapma kampanyası düzenlemiş olduk. Bugün 3+1’lerde kira aralığı maalesef 10 bin ile 15 bin aralığına geldi. Biz vatandaşlarımıza “kira öder gibi daire sahibi” olmayı öneriyoruz. “

 

 

“Konut sektöründe artık bir devlet politikasının olması gerekiyor”

 

Alemdar İnşaat olarak sadece Bolu, Nallıhan ve Göynük’te yaptığımız bir çalışma. Şu anda buralara hitap ediyoruz. Konut üç tane elzem ihtiyaçtan birisidir. Yemek-içmek,  giyinmek ve barınmak. O yüzden konut sektöründe artık bir devlet politikasının olması gerekiyor. Modern dünyada ve gelişen Türkiye’de artık bunun stabil bir konuma getirilmesi gerekiyor. Bunun ivedilikle yapılması gerektiğine inanıyorum. Bu durum, konut sektöründeki tüm arkadaşlarımız ve vatandaşlarımız içinde elzem bir durum teşkil ediyor.  O yüzden bunu sık sık vurgulamaya devam edeceğim. Bugün piyasa faizlerinin ne olduğuna bakmaksızın ülke genelinde bir konut kredisi faiz oranı belirlenmelidir. Bu oran, herkes tarafından kabul gören bir oran yani -0,99 olabilir, -0,98 olabilir, -0,80 olabilir- Yani 1’in altında bir rakam belirlenmeli. İlk evini alacak olanlara, iki tane asgari ücretle çalışanlara, yeni evlenen gençlere, gazilere, şehitlere ve bu kapsam içerisinde yer alabilecek kesimlere yönelik olarak bu oran belirlenmeli. Bu kapsam çerçevesinde belirlenen oranın üzerini devlet tarafından oluşturulacak olan bir fon karşılamalı. Bugünkü güncel oran, hiçbir şekilde bu bahsettiğim çerçeveye giren vatandaşlarımızı bağlamamalı. Yani bu vatandaşlarımız ilk gittiklerinde istediği bankadan – kamu ya da özel-  bu oranla kredisini alıp istediği evini alabilmeli. Eğer bunu yaşama geçirebilirsek ilk önce konut piyasasında istikrarı yakalarız. Konut arz – talep dalgalanmalarının önüne geçeriz. Fiyatlarda ciddi anlamda oynamaların önüne geçeriz. En önemlisi gerçekten ihtiyaç sahibi olan vatandaşlarımızı ev sahibi yaparak kronik hale gelen kira artışlarının da önüne geçebiliriz. Yani inşaat sektörü temsilcileri olarak burada artık sürprizler istemiyoruz.  Talebin % 70’i ilk defa ev sahibi olmak isteyenlerden geliyor. Bu talebin karşılanması noktasını stabil hale getirirsek inşaat sektörünü hem arz-talep yönünden hem de istikrar yönünden kontrol altına almış oluruz. Müteahhitler olarak bizlerde belli bir oranda elimizi taşın altına koymaya hazırız. Örneğin şunu diyebilirler; “ 0,98 ya da 0,99’u vatandaş karşılasın. Geriye kalan güncel faiz oranı 1,50 ise bunun şu kadarını fon karşılasın, bu kadarını müteahhit karşılaşın, şu kadarını da banka karşılaşın”  şeklinde bir çözüm ortaya konulabilir. Artık ülkemizde ilk kez ev alacaklar için yasal bir sürecin ortaya konması gerekiyor. Cebine %20’lik peşinatı koyan herkesin ihtiyacı ve imkânı olduğu takdirde gidip evini alması gerektiğini düşünüyorum.

 

 

 

 

Türkiye’de şöyle bir durum var. 400 bin dolar ve üstünde olan konutlara anormal bir talep var. 400 bin dolar altında olan evlere talep ise çok uzun bir süredir duruyor. Bunlar vatandaşlarımıza satılması gereken evler ama onlar içinde kredi yok. Bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

 

Bunun sebebi vatandaşlık meselesidir. Vatandaşlıktan kaynaklanan bir durum var. Vatandaşlık almak isteyen kişinin zaten cebinde parası var. Dolayısıyla krediye ihtiyacı yok. Bu anlamda da gelip 400 bin dolar ve üzerindeki gayrimenkulleri peşin olarak piyasadan alabiliyorlar. Bunun altında kalan gayrimenkuller de bizim yerli tüketicimize hitap ediyor. Konut kredilerinin yüksek olması, sektörün imalat anlamında daralmış olması, konut fiyatlarının da yükselmiş olması 400 bin dolar altındaki evlere olan talepleri düşürmüş durumda. Burada işin acı olan tarafı şu; Bir yanda talep var, bir yanda arz yok ama fiyatlar yüksek olduğu için vatandaşlar konuta ulaşamıyor. İvedilikle bunu çözmemizin gerektiğini düşünüyorum.

 

 

Türkiye’de müteahhitlik ve galericilik 2 akçedir. Demir başta olmak üzere maliyetlerdeki fahiş artışlar artık müteahhitliği bile cazip olmayan bir konuma getiriyor gibi… Bu görüşe katılıyor musunuz?

 

Kesinlikle katılıyorum. İki sektörde de ciddi anlamda son yıllarda bir dejenerasyon oluştu. Şu anda günümüzde herkes galerici, herkes Al-Satçı oldu. Bunu galerici arkadaşlar adına üzülerek söylüyorum. Çünkü onların işleri bu anlamda zorlaştı. Bunun dışında araçların yeterli giriş yapmaması, ithalatın bir şekilde dizginlenmek zorunda olması sebebiyle de galericilik mesleğini artık bayiler yapmaya başladı. Sıfır araç satan bayiler artık galericilik yapmaya başladı. Galericilik işi yapan arkadaşlarımızın ekmeğini hem onlar aldı hem de herhangi bir işte çalışan ama yan gelir olarak araç alım satımı yapan arkadaşlardan kaynaklanan bir sıkıntımız da var. Müteahhitliği sadece demir olarak algılamıyorum.

 

 

"Şu anki en büyük problemimiz işçilik ve işçilik maliyetleri”

 

Şu anda biz işçi ve yetişmiş eleman bulamıyoruz. Alttan yetişmiş eleman da gelmiyor. Dolayısıyla bizim en büyük problemimiz işçilik ve işçilik maliyetleri. Onun dışında malzeme de son yıllarda çok artışlar kaydetti. Müteahhitliğin şöyle bir zorluğu var; Bizim hemen hemen tüm resmi kurumlarla işimiz var. Onun dışında iki yüz elli sektöre direkt, Bin’e yakın sektöre de dolaylı olarak destek sağlıyoruz. Ve çok insanla muhatap oluyoruz. Arsa sahibinden tutunda devlet dairelerine, taşeronlar, işçiler, SGK…  Müteahhitlik gerçekten bir ekip işi. Böyle bir hazırlığı olmayan bir kişinin ortaya çıkarak, müteahhitlik yapması ciddi bir zafiyet doğuruyor. Onun için müteahhitlik firmalarımızın çok daha profesyonelleşmesi lazım. Profesyonel olmayan ya da profesyonelleşemeyen yani -bu işi yan iş gibi görenlerinde- artık bu sektörden bir şekilde çekilmesi lazım. Zaten çekilmese bile önümüzdeki süreçler bunu gerektirecek gibi duruyor. Dolayısıyla her iki sektöründe işi zor. Fakat ben şunu bir kez daha vurgulamak istiyorum; Türkiye’de geçtiğimiz yıllarda sürekli inşaat sektörü eleştirildi.  Yapılan eleştirilerin ne kadar yanlış ve gerçek dışı olduğunu bugün yaşanan kira artışlarıyla, konut fiyatlarındaki artışlarla bir kez daha görüyoruz. 20 milyon’un üzerinde lise düzeyi altında öğrencimiz var. 5-6 milyon civarında üniversite öğrencimiz var. Ve üniversiteden mezun olmuş, şu anda iş bekleyen çok sayıda insanımız var. Bolu gibi bir yerde yılda 1500- 2000 civarında düğün yapılıyor. 800 civarında boşanma gerçekleşiyor. Bunların hepsi ayrı evlere gidiyorlar. Hiç kimse babasının evinde oturmuyor. İnşaat sektörü demek şu demektir; Bir tarla düşünün. Bir tarla 100 liradır. Tarlayı arsa yaparsınız 1000 lira olur. Arsayı bina yaparsınız 1 Milyon lira olur. İnşaat sektörünün bu şekilde bir katma değeri vardır.  Ve insanlarında artık bu katma değeri görmesinin zamanının geldiğini düşünüyorum. 

 

 

Bolu Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı olarak göreve geldiğiniz günden beri önemli çalışmalar yapıyorsunuz. Bu çalışmalar hakkında kısa bilgiler verir misiniz?

 

Bolu Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı olarak göreve geldiğim günden beri çok yoğun bir çalışma programı uyguladık. Bununla ilgili çalışma gruplarımızı da oluşturduk. Bu çalışma gruplarımız şu anda 13 başlık altında sürekli çalışıyorlar. Bolu’da gerçekten yapılacak çok iş var. Bolu, bizden ayrılan Düzce ve yakın çevremizdeki illere göre çok geride kalmış durumda.  Önce bunu itiraf ederek işe başlamamız gerekiyor. Burada tek bir şey istiyorum; Konsensüs! Her kurumun bir tarafa çekmesiyle bir yere varamayacağımız ortada… Bütün sivil toplum örgütlerimizin, bütün parti temsilcilerinin aynı karede buluşarak sadece Bolu’yu konuşması ve Bolunun geleceği için adım atmaları gerekiyor. Yeniçağa Organize Sanayi Bölgesine müracaat yapılalı 26 yıl olmuş.  İkinci bir organize sanayi bölgemizi oluşturamamışız. Düzce altıncıyı yapıyor. Gerede ikinciyi yaptı, üçüncüye bakıyor. Tek başına turizm Bolu için yeterli değildir. Bolu; Öğrenci, Turizm ve Yeşil Sanayi kentidir. En büyük örneğimiz Eskişehir’dir. Eskişehir’in neler yaptığına bir bakalım. Endüstri Meslek Lisesinin Motor bölümünde okurken Eskişehir’e gitmiştik. Eskişehir ile Bolu’nun nüfusları hemen hemen aynıydı. Eskişehir, ticari anlamda Bolu ölçeğinde bir şehirdi. Geçtiğimiz süre içerisinde Eskişehir’in nereye geldiğine, Bolu’nun ise nereye gelemediğine bakalım ve bütün plan ve programımızı da buna göre yapalım.  Bolu Ticaret ve Sanayi Odası olarak sadece proje üretebiliyoruz. Bunları kamuoyu ile paylaşıp algı yönetimini oluşturabiliyoruz ama bizim gidip bir projeyi yapma gibi bir lüksümüz yok. Bugün, Bolu’daki Büyük Sanayi Sitesi 12’nci yılına gelmişse… 12 yıldır Bolu’da bir sanayi sitesi oluşturup, esnafımızı buraya taşıyamamışsak bunu oturup sorgulamamız gerekiyor. Neden başaramadığımızı tartışmamız gerekiyor. O yüzden bütün kurumlarımızın bir araya gelmelerini rica ediyorum. Hepsinin aynı çatı altında birleşmesini ve hiçbir şekilde hiç kimsenin tek başına hareket etmemesini özellikle rica ediyorum. Önümüzdeki dönemde bunu yaparsak Bolu bir yerlere gelecek. Bunu yapamazsak bütün değerlerimizi yavaş yavaş kaybetmeye başlarız. Hatta kaybetmeye başladık bile…

 

 

Son olarak neler söylemek istersiniz?

 

Dünya ve ülkemiz ekonomik bir krizden geçiyor. Dünya’daki nüfus artış hızı çok hızlı bir şekilde gelişiyor. Dünya nüfusunun 1 milyara gelmesi belki 100 bin sene aldı. Şu anda 8 milyara gelmesi için ise çok kısa bir süre gerekiyor. 8 milyar’dan sonra önümüzdeki 50 yılda belki 10 Milyar’a nüfus gidecek. Çok ciddi bir artış var. Bütün bunları düşündüğümüz zaman bizim kesinlikle çok hızlı hareket etmemiz lazım. Özellikle hem tarım alanında hem sanayi alanında hem de barınma alanında çok hızlı hareket edip özelikle deprem bölgesinde bulunan konutların 1999 yılı öncesi olanları gözünün yaşına bakmadan – İyi mi? , Kötü mü? Sağlıklı mı? – demeden hepsini yıkmamız ve yeniden sağlıklı bir şekilde konutlar üretmemiz gerekiyor. Hem bunları yapmamız gerekiyor hem de alttan gelen genç nesil için iş, aş, ekmek olanakları üreterek, onların sağlıklı bir şekilde barınmasını sağlayacak yerleri yapmamız gerekiyor. O yüzden çok çalışmamız gerekiyor. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün çok sevdiğim o sözünü yeniden hatırlatmak istiyorum; “ Hayatta tek bir şeye ihtiyacımız vardır; çalışkan olmak”




Etiketler :
HABERE YORUM YAZIN

DİĞER BOLU HABERLERİ
Köşe Yazarları
Burç Yorumları