

BGC Başkanı Mert Minisker yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
"24 Temmuz, Türk basın tarihinde sansürün kaldırıldığı gün olarak kabul edilir. Bu nedenle her yıl 'Basın Bayramı' olarak anılır. Ancak bu anlamlı gün, sadece kutlama yapmak için değil; gazeteciliğin dününü, bugününü ve yarınını değerlendirmek için de önemli bir fırsattır.
Geçmişte gazeteler, sansür memurlarının denetiminden geçmeden yayımlanamazdı. Gazeteciler, gerçekleri halka ulaştırabilmek için büyük mücadeleler verdi. Aradan geçen yıllar içinde sansürün şekli değişti belki ama gazeteciliğin önündeki engeller tamamen ortadan kalkmadı. Bugün baskılar, ekonomik zorluklar, sosyal medya üzerinden yürütülen linç kampanyaları, tehditler, davalar ve hatta tutuklamalar, mesleğin farklı yüzleri olarak karşımıza çıkıyor.
Gazetecilik, yalnızca haber yazmak değildir. Gazetecilik; toplumun haber alma hakkını savunmak, gerçeğin peşinden gitmek ve kamu adına denetim görevini yerine getirmektir. Bu sorumluluğu üstlenen meslektaşlarımız, zaman zaman ağır bedeller ödemeyi göze alarak görevlerini sürdürmektedir. Bugün hala yaptığı haber nedeniyle yargılanan, cezaevine giren, baskı gören gazetecilerin varlığı, basın özgürlüğü adına hepimizin üzerinde düşünmesi gereken önemli bir gerçektir.
Bir başka önemli gerçek ise yerel basının içinde bulunduğu durumdur. Yerel gazeteciler; sınırlı imkanlarla, büyük bir özveriyle şehirlerinin sesi olmaya çalışıyor. Bulundukları kentin sorunlarını gündeme taşıyor, vatandaş ile kurumlar arasında köprü görevi görüyor, yerel demokrasinin güçlenmesine katkı sunuyor. Ancak artan maliyetler, azalan gelirler, dijital dönüşümün getirdiği rekabet ve ekonomik belirsizlikler, yerel basının ayakta kalmasını her geçen gün daha da zorlaştırıyor. Buna rağmen mesleğini onuruyla sürdüren tüm yerel basın emekçileri, büyük bir takdiri hak ediyor.
Bolu Gazeteciler Cemiyeti, Türk basınının yaşadığı zorlukların tümünü kendi bünyesinde tecrübe etmiş, baskılara, yıpratma politikalarına boyun eğmemiş bir sivil toplum kuruluşudur. Cemiyetimiz varlığını ne siyasilerin başarılarına, ne de iş dünyasının kazancına bağlamıştır. Köroğlu diyarı güzel ilimiz Bolu'da gerçekleri haykıranların, doğruları yazabilen gerçek basın mensuplarının tek ve yegane adresi olmuştur ve olmaya da devam edecektir.
Tüm bu zorluklara rağmen, gazetecilik mesleğini büyük bir inançla sürdürenler olduğu gibi, bu mesleği yapmaya talip olan gençlerin varlığı da umut vericidir. Gerçeğin peşinden gitmeyi, kamu yararını her şeyin üzerinde tutmayı ilke edinen yeni nesil gazeteciler, mesleğimizin geleceği adına en büyük güvencemizdir. Onların daha özgür, daha güvenli ve daha güçlü bir meslek ortamında görev yapabilmesi hepimizin ortak sorumluluğudur.
Basın özgürlüğünün yalnızca gazetecilerin değil, toplumun ortak kazanımı olduğu unutulmamalıdır. Gazetecinin özgür olmadığı yerde, vatandaşın doğru bilgiye ulaşma hakkından da söz edilemez.
Ne yazık ki aradan geçen bunca yıla rağmen gazetecilerin mesleki haklarını güvence altına alan, çalışma koşullarını iyileştiren ve basın emekçilerini gerçek anlamda koruyan kapsamlı bir Basın Yasası hala hayata geçirilebilmiş değildir. Basın, demokratik toplumların vazgeçilmez unsurlarından biri olmasına rağmen, meslektaşlarımız birçok konuda hukuki ve ekonomik güvenceden yoksun şekilde görev yapmaktadır. Basın emekçilerinin haklarını koruyan, ifade ve haber alma özgürlüğünü güçlendiren, gazetecilerin mesleklerini baskıdan uzak bir ortamda yapmalarını sağlayacak düzenlemeler artık bir tercih değil, demokratik bir zorunluluktur.
Bu noktada, üyesi olduğumuz Türkiye Gazeteciler Konfederasyonu'nun çıkması için büyük çaba harcadığı 'Basın Meslek Yasası' çalışmalarına Bolu Gazeteciler Cemiyeti olarak önemli katkılar vermekteyiz. Türk basınının hak ettiği yere gelmesi için, Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi İletişim Fakültesi ile birlikte yürüttüğümüz proje ve çalışmaların, gazetecilerin özlük haklarını güçlendirecek, mesleğin itibarını koruyacak ve basın özgürlüğünü daha sağlam temellere oturtacak yasal düzenlemelerin hayata geçirilmesine büyük katkı sağlayacağından eminiz.
Gazetecilerin baskıdan uzak, ekonomik kaygılarla mücadele etmek zorunda kalmadan, yalnızca kamuoyunun doğru haber alma hakkını gözeterek görev yapabildiği bir çalışma ortamının oluşturulması, hem mesleğimiz hem de demokrasimiz adına kaçınılmaz bir gerekliliktir.
Bu duygu ve düşüncelerle; kamuoyunun doğru bilgiye ulaşması için fedakârca görev yapan tüm basın emekçilerinin 24 Temmuz Basın Bayramı'nı kutluyor, mesleğini icra ederken yaşamını yitiren gazetecileri rahmet ve saygıyla anıyor, görevini her türlü zorluğa rağmen onuruyla sürdüren tüm meslektaşlarıma sağlık, başarı ve dayanışma dolu bir çalışma hayatı diliyorum."
