

CHP Bolu İl başkanı Kazım Karsu, Türkiye'de kadınların seçme ve seçilme hakkını kazanmasının 86. yılını yayınladığı yazılı açıklamayla kutladı. Başkan Karsu yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk, 1930’da belediye ve muhtarlık seçimlerinde;1934’te de kadınlara milletvekili seçme ve seçilme hakkını vermiştir. Devrimlerinin en önemlilerinden biriydi. Çok sayıda Avrupa ülkelerinden önce tanıdığı bu hak için Mustafa Kemal Atatürk’e yürekten minnettarız. Kadın – erkek eşitliğini yaşamın tüm alanlarında egemen kılmaya çalışan Gazi Mustafa Kemal Atatürk, 1934’te kadınlara seçme ve seçilme hakkının verilmesiyle genç cumhuriyetin en önemli toplumsal devrimlerinden birini gerçekleştirmiştir. 3 Nisan 1930’da kadınların yerel siyasette yer almasıyla başlayan süreç, 5 Aralık 1934'te milletvekili seçme ve seçilme hakkıyla taçlandırılmış ve 8 Şubat 1935 tarihinde yapılan seçimlerde 17 kadın, ilk kez milletvekili olarak TBMM’ye girmiştir. Bu nedenle 5 Aralık 1934, kadınlar için milattır, yeniden doğuştur, varoluştur. Ancak, Atatürk dönemi sonrasında bu konuda yapılması gerekenler tam olarak yapılmamış toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda zihniyet dönüşümüne engel olunmuştur. Bunun sonucunda kadınlar, temsiliyet açısından hak ettikleri konuma ulaşamamışlardır. Ülkemizde kadınlar, dünyaya örnek olan kazanımlarını birçok batılı ülkeden önce elde etmesine karşın bugün toplumsal, sosyal ve kültürel yaşamdan dışlanmayla karşı karşıyadır. Bakanlığın adında bile “kadın” kelimesine tahammül edemeyen bir siyasi anlayış karşısında kadınların kendilerini ifade etmeleri bir yana, baskı, şiddet ve kadın cinayetleri her geçen yıl artmaktadır. İstihdam konusunda da çeşitli engellerle karşılaşan kadınlar, geleneksel kalıpların içine hapsedilmeye çalışılmaktadır. Oysa sorgulayan, düşünen, hakkını arayan, talep eden kadınlar; barışın da, üretimin de, hoşgörünün de, dönüşümün de anahtarıdır. Bu nedenle kadınların hem seçimle hem de atamayla oluşan karar organlarına eşit katılımını sağlamak için yasal düzenlemeler yapılmalı, kadın - erkek eşitliğine yönelik uluslararası sözleşmelerin uygulanmasında taviz verilmemelidir. Her türlü baskıya, tehdide ve şiddete karşı kadınlar vardır ve var olacaklardır."
