

CHP Bolu il başkanı Kazım Karsu tüm Dünyayı etkisi altına alan koronavirüs sürecine ülke olarak çok talihsiz bir zamanda yakalandıklarını belirterek; “ AKP-MHP hükümetinin bir türlü kabul etmediği ekonomik krizin etkisi tam da bu zamanda katlanarak arttı. CHP Bolu il başkanlığı olarak sürecin resmi olarak başladığı Mart ayından itibaren partili hayırsever vatandaşlarımızdan ve Bolu Belediyemizden gelen ihtiyaç ve gıda kolilerini yüzlerce yurttaşımıza dağıttık. Bu süreçte ihtiyaç sahiplerinin uzanan ellerini, hayırseverlerin uzatan elleri ile buluşturduk. Kendilerine çok teşekkür ediyoruz. Ayrıca bu süreçte büyük bir özveri ile çalışan tüm partililerimize de teşekkürü bir borç biliyorum. Özellikle Ramazan ayının gelmesiyle birlikte yardım kolileri ve maske dağıtımına daha fazla ağırlık verdik. AKP hükümeti, yerel seçimlerde, belediyeler muhalefete geçerse, fakirlere yardımların kesileceğini ileri sürüyordu. AKP iktidarı, Türkiye’yi yönettiği süre içinde ekonomik büyüme ve adil gelir dağılımı gibi yapısal sorunlarımızı çözerek fakirliği yok etmek yerine, fakirlikten yararlanma yolunu seçti. Buna karşılık fakirleşenleri kendi seçmeni yapabilmek için yardım unsurunu kullandı. CHP’li belediyeler maske ve ihtiyaç kolisi dağıtımında yalnız Bolu’da değil Ankara, İstanbul, İzmir başta olmak üzere iktidarda oldukları tüm kentlerde destanlar yazarak halkımıza yalnız olmadıklarını göstermişlerdir. Yapılan anketlerde 2019 yılında aldığımız oy oranlarımızın 2020 yılı Nisan ayı anketlerinde daha da yukarı çıktığı görülmektedir. Aynı anketlerde AKP ve MHP’nin oylarının son yaşanan koronavirus sürecinde ciddi bir biçimde düştüğü görülmektedir” ifadelerini kullandı.
“Sadece Türkiye, vatandaşlarından bu süreçte bağış isteyerek İBAN veren ülke olarak kayıtlara geçti”
Başkan Karsu sözlerini şu şekilde tamamladı; “Erdoğan yönetimi salgından sonra ilk yaptığı açıklamalardan birinde üretimin durmasını göze alamayacaklarını, ihracatı ihmal edemeyeceklerini, fabrikaların işlemek zorunda olduğunu söylemişti. Böylece Türkiye’de yaşayan insanların bir bölümü evine kapandı, virüsten korunmaya gayret etti. İşçiler, memurlar ve esnaf ekonominin çarkları tamamen durmasın diye maalesef virüs ile baş başa bırakıldı. Dünyanın en büyük 20 ekonomisinden birine sahip olan ülkeler içinde sadece Türkiye, vatandaşlarından bu süreçte bağış isteyerek İBAN veren ülke olarak kayıtlara geçti. Suriye ve Iraklı mültecilere 2019 yılı uyarınca 40 milyar doların üzerinde para harcadığını açıklayan AKP-MHP hükümeti maalesef kendi halkına bu kadar kritik bir süreçte bu rakamın yarısını 3 aylık bir süreç için bile reva göremedi. Banka kredileri, vergi ötelemeleri, işsizlik fonu kaynakları sanki devlet’in vatandaşlarına bir lütuf yapıyormuş gibi sunuldu. Salgının tamamen geçmesini ve etkisini kaybetmesini beklemenin ekonomik maliyetini bu yönetimin bütçesinin taşıyabilmesi mümkün değildir. Ülkemizin çok ciddi dertleri var: Mart ayı öncesinde her dört gençten biri işsizdi, salgın yüzünden bu üçte bire çıktı, Bu yıl turizm sıfır çekmeye çok yakın bir pozisyonda… Dünyada petrol fiyatları dibe vurmuşken iki günde bir akaryakıta yapılan zamlar ise oldukça düşündürücü… Bu yüzden hükümet çaresizliğinden olacak 31 Mart yerel seçimlerinde halkımızın sandığa gömdüğü “kutuplaştırma” politikalarını yeniden gündeme getirerek oylarını sözüm ona korumaya çalışmaktadır. Türk toplumu tıpkı 31 Mart seçimlerinde olduğu gibi 2020 yılı Türkiyesi’nde de bu ucuz politikalara pabuç bırakmayacaktır”