120x600

Alemdar inşaat

09-04-2021 SİYASET

Aylin Nazlıaka; ‘İstanbul sözleşmesi onaylansaydı bugün hayatta olacaklardı’

Bolu Belediyesi tarafından Özgecan Aslan, Münevver Karabulut ile Emine Bulut’un isimlerinin verildiği caddelerin açılışı CHP Kadın Kolları Başkanı Aylin Nazlıaka’nın katıldığı törenle gerçekleştirildi. Programda konuşan CHP Kadın Kolları Başkanı Aylin Nazlıaka; “Eğer İstanbul sözleşmesi onaylansaydı bugün bu 3 kız kardeşim hayatta olacaktı. Çünkü Emine Bulut katledilmeden henüz 4 saat önce karakoldaydı ve ifade verip şikâyette bulunmuştu. Ama ne yazık ki gereğini yapmayan karakoldaki görevliler hakkında bile en ufak bir işlem yapılmadı” diye konuştu

Aylin Nazlıaka; ‘İstanbul sözleşmesi onaylansaydı bugün hayatta olacaklardı’
Bİ tur

Yaşamkent Mahallesi’ndeki programda ilk olarak Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan konuştu. Başkan Özcan “Biz, kadına karşı şiddetle ilgili duyarlılığımızı gösterme adına; katledilen 3 kadın kardeşimiz ile ilgili cadde isimlerimizi vermiştik. Bolu’nun yeni gelişim alanı içerisinde bulunan ve gelecekte Bolu nüfusunun çoğunluğunun taşınacağı önemli bir caddemizin adını Özgecan Aslan koyduk. Devamında, Münevver Karabulut ve Emine Bulut caddelerini göreceğiz” biçiminde konuştu.  

 

 

CHP Kadın Kolları Genel Başkanı Aylin Nazlıaka ise “Bugünkü etkinliği çok önemsiyoruz. Çok anlamlı buluyoruz. Dün de yine Eskişehir’de katledilmiş olan kız kardeşlerimizin adını yaşatan yaşamak ormanımızı açılışını yaptık. Ve orada kız kardeşlerimizin ağaçlar, fidanlar diktik. Bugünde gene kız kardeşlerimizin adına cadde ve sokak isimlerini veren belediye başkanımıza ve bu teklifte onay veren belediye meclis üyelerimize bu süreçte emeği geçen herkese teşekkür ederim.  Bildiğiniz gibi Münevver Karabulut 2009 yılında henüz lise öğrencisi iken hunharca katledilmişti. O yaşamını kaybettiğinde ülkeyi yönetenler, ‘kızını serbest bırakırsan ya davulcuya ya da zurnacıya gider’ demişti. Adeta Münevver Karabulut’un ölümü hak ettiği ifade edilmişti. Çünkü verdikleri her mesajda kadınları ve bu ülkede yaşayan halkı tetkikleştirmeye çalışıyorlardı. Kadınların ne giyeceğini, ne içeceğini, kaç çocuk doğuracağını o çocukları nasıl dünyaya getireceklerini üzerine dayatmaya çalıştırıyorlar. Biz o gün de Münevver kardeşimizin arkasında durmuştuk. Ailesine yine sahip çıkmıştık. Ve bu kız kardeşimizin haklarını savunmuştuk. Ne yazık ki katil güçlü bir aileden geldiği için ve zaman zaman Türkiye’de hukukun üstünlüğü yerine üstünlerin hukuku olduğu için önce tutuksuz yargılandı ancak daha sonra adalet ona hak ettiği cezayı verdi. Bugünde o günde basına bir talebimiz olmuştu. Demiştik ki kadın cinayetleri detaylarını açıklamayın. Çünkü bu detayları bilmek bazı potansiyel katilleri, tecavüzcüleri de cesaretlendiriyor. Onlara yol haritası çiziyor. O günden bugüne kadar basınımızın bu yönde çok daha fazla hassasiyet gösterdiğini görüyorum. 

 

 

Münevver Karabulut’un katledilmesinden sonra ne yazık ki kadına yönelik cinayet hiç son bulmadı. AKP iktidarı döneminde 7 bin 500 kız kardeşimiz bu sadece resmi belgelere göre katledildi. Birde resmi olmayan veriler var. Ve şüpheli ölümler var. Özgecan aslan  bir üniversite öğrencisiydi geleceğe dair umutları hayalleri vardı. Bir gün bir minibüse binde hayatında hiç tanımadığı, hiç görmediği, hiç konuşmadığı bir kişi tarafından katledildi. Özgecan’ın tecavüze karşı direnmesi sonrasında ne yazık ki yanmış bedeni bulundu. Bugün o günün külleri halen hepimizin genzimi yakıyor. Hepimizin nefes almasını zorlaştırıyor. Ve biz hiçbir zaman bir kadın daha katledilmesin diye, hiçbir kadın en temel hakkı olan yaşamak hakkından mahrum kalmasın diye Cumhuriyet Halk Partisi kadın kolları olarak yollara düştük. Başka bir sokak ismi verilen bir kardeşimizden de sizlere bahsetmek istiyorum. O da Emine Bulut. Hepiniz onun ölmek istemiyorum çığlıklarını hatırlıyorsunuzdur. Halen onun o çığlıkları ve 10 yaşındaki evladını  “anne” diye bağırışı hepimizin kulaklarında çınlıyor. Eğer İstanbul sözleşmesi onaylansaydı bugün bu 3 kız kardeşim hayatta olacaktı. Çünkü Emine Bulut katledilmeden henüz 4 saat önce karakoldaydı ve ifade verip şikâyette bulunmuştu. Ama ne yazık ki gereğini yapmayan karakoldaki görevliler hakkında bile en ufak bir işlem yapılmadı” diye konuştu. 

 

 

Nazlıaka sözlerini şu şekilde sonlandırdı; “İşte bizler hep ileriye giderken, “siyasi partiler yasasındaki değişiklik yapılsın, kadın temsili eşitlensin” derken, Bolu Belediyesi kendisine vizyon olsun diye kadın çalışan sayısını eşitlemeyi hedef koymuşken, kadını özgürleştirecek olan projeye imza atarken, mevcut iktidar hep geriye geriye yürümeye devam ediyor. Oysaki 2011 yılında İstanbul sözleşmesi imzalandığında da 2014 yılında genel kurulda onaylandığında da milletvekili olduğum için çok mutlu olmuştum. Ve tüm partiler de destek olmuştu bu sözleşmeye. Ama bugün ne yazık ki bu sözleşmeyi tartışmaya açan bir iktidarla karşı karşıyayız. İşte bizim mücadelemiz bundan sonra hiçbir kız kardeşimizin kirpiği yere düşmesin diyedir. Bizim mücadelemiz bundan sonra hiçbir kız kardeşimizin feryadı havaya asıl kalmaması diyedir. Bizim mücadelemiz toplumsal cinsiyet eşitliğini var edeceğimiz ve bu mücadeleyi kadın erkek hep bir arada vereceğimiz aydınlık, özgür, laik günler içindir”

 

 

Programda son olarak Özgecan Aslan Caddesi’nin açılışı yapıldı ve tabelaya Özgecan Aslan anısına karanfiller bırakıldı.

 

 

 




Etiketler :
HABERE YORUM YAZIN

DİĞER SİYASET HABERLERİ
Köşe Yazarları
Burç Yorumları