

Abdullah Bey, 2026 yılının ikinci çeyreğinde Gayrisafi Yurt İçi Hâsıla verilerine göre Türkiye ekonomisi büyümesini sürdürürken, inşaat sektörü açısından tablo tersine döndü. 14 çeyrektir aralıksız büyüyen sektör, bu yılın ikinci çeyreğinde yüzde 1,9 küçüldü. Sektörün tekrar pozitif büyümeye dönmesini ve ülke ekonomisinin büyümesine sunduğu katkıyı devam ettirmesini sağlamak için neler yapılmalı?
İnşaat sektörü, doğrudan yüzlerce sektöre, dolaylı olarak da çok daha fazlasına katkı sağlayan, ülkemizin büyümesinde ve gelişmesinde yıllardır ciddi anlamda lokomotif işlevini üstlenen bir sektör. Tüm bu etmenlere rağmen inşaat sektörü gerekli ilgi ve alakayı uzun zamandan beri görmüyor. Özellikle finansmana erişim ve diğer konularda inşaat sektörüne pek sıcak bakılmıyor. Bu durum sektörün özellikle sermaye yapısının geçtiğimiz yıllardaki enflasyonist ortamdan dolayı küçülmesine neden oluyor. Yine yatırımların daralmasına da sebep oluyor. Bütün bunları göz önüne aldığımızda lokomotif sektörün önümüzdeki dönemde toparlanması için öncelikle sektöre bakış açısının acilen değişmesi gerekiyor. Bu sektörün ülkenin gerçeklerine göre yeniden önem kazanması gerekiyor. Neticede baktığımızda birçok insanımızın ev ihtiyacı var. Kiraların yüksek olması sebebiyle özellikle bu dönemde hane gelirlerinin düşmesine ek olarak özellikle faizlerin yüksek olması sebebiyle konuta ulaşmakta zorluk yaşanıyor. Tüm bu yaşananlara paralel olarak alım gücünün de yeterli seviyede olmaması yüzünden insanlar kira ödemekte zorlanıyor ya da imkânsız bir hale geliyor. Bütün bunları çözebilmek için öncelikle şirketlerin sermaye yapısının yeniden güçlendirilmesi, buna uygun adımların atılması, tekraren inşaat sektörünün işlevsel bir hale gelmesi gerekiyor. Hane gelirinin yükseltilerek alım gücünün artırılması gerekiyor. Çünkü bizim sektörümüzde satışların çok büyük bir bölümü orta ve alt gruba hitap ediyor. Dolayısıyla orta ve alt gelir grubunda olan insanlarımızın buna ulaşabilmesi için öncelikle bu konutların peşinatını, kredi taksitlerini veya taksitlerini ödeyebilecek bir güce ulaşması gerekiyor. Tabii ki dünyanın içinden geçtiği ekonomik zorluk, ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik sıkıntılar buna şu anda çok müsaade etmiyor. Sanayi ve lojistik sektörünün daraldığı ve zorlandığı, perakende sektörünün bile sıkıntılar yaşadığı hatta gıda sektöründe bile çeşitli sorunların olduğu bir dönemde inşaat sektörünün tekrar hareketlenmesi diğer sektörlere de can suyu olacaktır. Eğer inşaat sektörü üretmezse, inşaat sektörünün yaptığı imalatlar, üretim kapsamına alınmazsa bu şekilde finansman ve erişim değerlendirilmezse bunu çözme imkânımız olmayacaktır. Dolayısıyla önümüzdeki dönemlerde yapılması gereken en önemli şey; inşaat sektörünün yeniden ayağa kaldırılmasıdır. Özellikle inşaata dayalı sanayinin de ayağa kalkacağını düşünürsek iç piyasada dengelerin yeniden kurulacağını söylemek benim için zor olmaz.
İnşaat sektöründe finansman maliyetlerine her zaman dikkat çeken bir iş adamısınız. Gelinen süreç, bu konuda yaptığınız tespit ve önerilerinizi adeta doğruluyor. Faiz indirimleri dışında bu konuda ne gibi uyarılarınız ve önerileriniz olacak?
Ben burada dikkat ederseniz faiz indirimlerini öncelemiyorum. Faizler insin de insanlar konut kredisi çekerek ev sahibi olsun demiyorum. Bizim esas önceliğimiz sektördeki firma yapılarının güçlendirilmesi, onlara finansman noktasında destek olunması, tekraren üretimin artırılarak maliyetlerin belli bir noktada tutulması ve daha ucuz konut üretilmesi imkânı noktasında olması gerekiyor. Konut kredileri düşsün, insanlar konuta erişsin aşamasını bence geçtik. Geldiğimiz noktada öncelikle bizim sektörü ayağa kaldırmamız lazım. Sektördeki üretimi artırmamız lazım. Üretimi artırarak fiyatları belli bir noktada tutup, insanların daha uygun şartlarda konut almasının önünü açmamız lazım. Bugün faizleri düşürsek bile, insanların o aylık faizleri ve taksitleri ödeyecek bir ekonomisi yok. Dolayısıyla bu bir çözüm olmayacak. Çözüm istiyorsak bunu hep beraber ve birlikte planlamamız lazım. Hem üretimi artırmak noktasında adımlar atmak hem de faizlerin bir miktar daha düşmesi noktasında ortak bir çözümü üretmemiz gerekiyor. Eğer bunlar olmazsa sektördeki daralma devam edecek. Kiralarda yükselmeye devam edecek. Bunlarda enflasyonun yükselmesine ciddi anlamda katkı sağlayacak. Bunu bir paket olarak düşünürsek, sektörü ele alıp üretimi artırma noktasında kararlar alarak ve faizler düşürülerek daha uygun şartlarda konut imkânı sağlanması gerekiyor. Bir de hane halkının gelirinin yükseltilmesi gerekiyor. Ben gerçekçi çıkış yolunun bu 3 aşamadan geçtiğini düşünüyorum. Yani bunun 3 adımlı bir proje halinde yapılması gerekir diye düşünüyorum.
Alemdar İnşaat olarak dönemin ruhuna uygun birçok kampanyalarınız oluyor. İçinde bulunduğumuz dönemin şartlarına uygun olarak geliştirdiğiniz yeni kampanyalar ve 20. Yıl fırsatları hakkında bilgiler verir misiniz?
Alemdar İnşaat olarak yukarıda belirttiğimiz iki maddeden hareketle bu piyasanın ruhuna uygun olarak çözüm üretmeye çalışıyoruz. İnsanlarımızı ev sahibi yapma noktasında tüm gücümüzü kullanıyoruz. Bu yüzden çeşitli kampanyalar yapıyoruz ve bu kampanyalar doğrultusunda sabit, TL bazında ödeme seçenekleriyle bugüne kadar olduğu gibi bundan sonrada süreci devam ettiriyoruz. Bu noktada bizim en büyük avantajımız şu; insanlar bir kere faiz ve vade farkı gibi konularla hiçbir şekilde muhatap olmuyorlar. Ekspertiz, dosya masrafı ve sigorta gibi maliyetleri de olmuyor. Sadece peşinatlarını ödedikleri, sabit TL taksitlerle 48 ay ya da 60 ay gibi seçeneklerle ev sahibi olabiliyorlar. İstediğimiz peşinatlarda bugünkü şartlara göre baktığımızda hane halkının birikimleriyle toparlayabileceği rakamlardır. Bu anlamda Alemdar İnşaat olarak sektörün önünü açarak, sektördeki düşüş trendini tersine çevirmeye de katkı sağlamış oluyoruz. Bir yandan da hane halkını ev sahibi yapıyoruz.
“Bu tablo bizim yıllardır uyguladığımız sistemin ne kadar doğru olduğunu gösterdi”
Bizim başlattığımız bu kampanyalar birçok firmaya da örnek oldu. Artık diğer firmalarımızda bankalar ve faizlerden umudu kesti. Aynı bizim gibi onlarda devam etmeye başladı. Bu tablo bizim yıllardır uyguladığımız sistemin ne kadar doğru olduğunu bir kez daha göstermiş oldu. Vatandaşımız da ev sahibi oluyor. Her şey şeffaf ve net. Ödeyeceği miktar TL bazında net. Ekstra bir maliyet yok. Bu da insanlarımızı gerçek anlamda mutlu ediyor. Onların mutlu olması bizi çok daha fazla mutlu ediyor.
Bu sene Cumhuriyetimizin kuruluşunun 103.yılını kutluyoruz. Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşunun 103. Yılı hakkında neler söylemek istersiniz?
Cumhuriyetimizin 100.yılı bizi çok heyecanlandırmıştı. Onun heyecanını çok derinden yaşadık. Fakat 100 yıldan sonraki her bir yıl bizi daha çok heyecanlandırıyor. Çünkü 200. Yüzyıla giden bir yolda ilerliyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımızın da telaffuz ettiği gibi. Bu dönemde artık dünya konjektürüne baktığımızda Türkiye’nin hata yapma lüksü yok. Atatürk’ün açtığı yolda bugünkü Türkiye Cumhuriyeti’nin tüm dinamikleriyle birlikte önce bölgesel bir güç olduğunu, sonrada küresel bir güce dönüştüğünü görmemiz gerekiyor. Bununla ilgili çeşitli adımların atılması bizi mutlu ediyor. Fakat bunların hiçbiri yeterli değil. Daha fazlasını yapabilecek bir ruhumuz var. Bundan sonraki dönemlerde de çok daha başarılı bir Türkiye olacağına dair inancım tam. Ve bunun içinde ekibimiz ile birlikte gece gündüz demeden çalışıyoruz. Çalışanlara da buradan selam ediyoruz.
Son olarak vermek istediğiniz mesajlar nedir?
Özellikle şu anda içinde bulunduğumuz ortamda sürekli ekonomimizin ileriye gitmesi noktasında çalışmalar yapıyoruz. Bütün sektörler bunun için gayret ediyor, bütün insanlarımız gecesini gündüzüne katarak çalışıyor. Fakat günün sonunda biriktirdiklerimiz bir şekilde ya da bir yolla bizim elimizden alınıyor. Bundan sonraki süreçte en azından bunları çözmemiz gerekiyor. Yani insanların hayallerini, birikimlerini, devletimizin daha iyi çözümler üreterek garanti altına alması gerekiyor. Zaten bu anayasal bir zorunluluk. Dolayısıyla piyasadan parayı çekip, enflasyonu düşürelim derken birçok kötü niyetli insana kapı aralanıyor. Sonuçlarını bugün hep birlikte yaşıyoruz. Bunların hepsinden bir ders almamız gerekiyor. Önümüzdeki dönemlerde gerçekçi olmayan hiçbir oluşuma destek vermememiz gerekiyor. Burada bizim halkımızın da biraz daha kendini eğitmesi ve egolarımızın biraz daha törpülenmesi gerekiyor. Daha fazladan ziyade bize mutlu olacağımız kadar bir miktarın yeterli olduğunu kabullendiğimiz gün bu yaşadıklarımızın hiçbirisini yaşamak durumunda kalmayacağız.