120x600

Alemdar inşaat

08-11-2022 BOLU

Abdullah Alemdar İnşaat Sektörünü kurtaracak reçeteyi açıkladı

Alemdar İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Abdullah Alemdar, konut kredilerindeki faizlerin düşürülmesi gibi girişimlerin artık sorunlarına çare olmadığını söyleyerek; “İnşaat sektörüne acilen ciddi anlamda bir destek gelmesi gerekiyor. Bunun için iki tane yol var. İlkin hane halkının gelirlerinin çok hızlı bir şekilde artması ve konut taksitlerini ödeyebilecek düzeye çıkartılması. Diğeri de inşaat sektörüne doğrudan reel katkının verilmesidir” dedi.

Abdullah Alemdar İnşaat Sektörünü kurtaracak reçeteyi açıkladı
Bİ tur

Abdullah Bey, İnşaat sektörü pandeminin aksattığı tedarik süreci ve küresel yüksek enflasyon sebebiyle ciddi sıkıntılar yaşadı. Rusya-Ukrayna savaşının seyri ve enerji arzında yaşanacak gelişmeler doğrultusunda küresel çapta yüksek enflasyonun önümüzdeki kış boyunca sürmesi öngörülüyor. Yeni konut arzının mevcut ekonomik konjektürde azaldığını, fakat talebin canlı olduğunu gözlemliyoruz. Yeni konut arzının tekrar eski yılları yakalaması için sizce nasıl bir strateji izlenmesi gerekiyor?

 

Konut arzı özellikle Bolu özelinde söylemek gerekirse önceki yıllara göre % 70’e kadar düşmüş durumda. Bu sebeple kiralarda da ciddi anlamda bir artış gözlemlendi. Üretimin olmadığı durumda, arz-talebi karşılamadığı takdirde sonucun kaçınılmaz olarak kiralara yansıması da doğaldır. Bizim sektörümüzü daha önce de söylediğim gibi bir lokomotife benzetiyorum. Dolayısıyla önce buhar tankının doldurulması gerekiyor. Konut sektöründe yer alan müteahhitler olarak öncelikle eriyen sermaye yapımıza dikkat çekmek istiyorum. Örnek verecek olursam daha önceki sermayemizle 100 birim konut üretirken şu anda aynı sermaye yapımızla 30 birim konut üretiyoruz. Geçen yıl % 20’lere varan oranlarda düşüş yaşanmıştı ama bu yıl ciddi anlamda bu düşüşü hissediyoruz. Konut kredilerindeki faizlerin düşürülmesi gibi girişimler ise artık çözüm olmaktan çıktı. Çünkü insanların alım gücü düştü. Örneğin 1 milyon liraya ev alacak olan kişi yarısını bize peşin olarak getirse bile diğer kullandığı 500 bin liralık konut kredisini şu anda ödeyemiyor. Aldığı maaşla bunu ödeme şansı yok. O yüzden inşaat sektörüne ciddi anlamda bir destek gelmesi gerekiyor.  Bunun için iki tane yol var. İlk olarak hane halkının gelirlerinin çok hızlı bir şekilde artması ve bu taksitleri ödeyebilecek bir düzeye çıkartılması gerekiyor. Ardından da İnşaat sektörüne doğrudan reel destek verilmesi gerekiyor. - Sen konutu bitir. Sonra kredi kullan. Sonra bu çarkı çevir!- dediğinizde bu bizim için minimum 2 ya da 3 sene demektir. Yani 3 seneden önce eski düzeyine gelmesi imkânsız. O yüzden inşaat sektörüne özel olarak reel anlamda destek verilmesi gerekiyor. Bu artık KGF kanalıyla mı olur? Başka bir paketle mi olur? Hak ediş usulüyle mi olur? Bilemiyorum. Yani devletin artık bir şekilde inşaat sektörünü desteklemesi gerekiyor.  

 

 

Herkes “İnşaat, inşaat, inşaat nereye kadar? “ diyor. Bende soruyorum; Tamam,  inşaatları durdurduk. Peki, bu “kiralar, kiralar, kiralar nereye kadar? Bu sorunun cevabını da birisinin vermesini istiyorum. Türkiye’nin genç bir nüfusu var. Özellikle,  Bolu’da yılda yaklaşık olarak 2 bin kişi evleniyor. 1000 kişi de boşanıyor. Yılda 3 bin konut sadece buradan hâsıl oluyor. Öğrenci sayımız her geçen gün artıyor. Yeni Organize sanayileri, fabrikalar, işyerleri kuruluyor. Yeni kümesler kuruluyor. Beyaz et sektörünün büyük bir kısmı ilimizde… Turizm, her geçen yıl daha artarak ilimizde devam ediyor. Bütün bunları göz önüne alarak bir değerlendirme yaptığımızda nüfus alan bir şehrimiz olduğunu söyleyebiliriz.  Nüfus alan bir şehirde de ister istemez yılda ortalama olarak 3 bin ya da 5 bin konut üretmemiz gerekiyor. Bunu yapamadığımız takdirde de bugün şikâyet konusu olan kira oranlarının çok daha yükseldiğini göreceğiz. Bu yüzden yine üzerine basarak söylüyorum; “ İki tane yöntem var. Bir tanesi doğrudan destek. Diğeri de az önce bahsettiğim gibi gelirlerin artırılması…” Gelirlerin artırılmasında bir dezavantaj olarak enflasyon olgusundan söz edebiliriz.  Enflasyon körükleneceği için bir sarmala gireceğiz. Artık burada tercihi hükümet yapacak. Bu tercihe de bizler uyacağız ama Türkiye’nin gerçeğini de unutmamalıyız. Türkiye’de konut üretmek zorundayız. Devletimizin son açıkladığı TOKİ ile ilgili proje çok güzel. Müracaatlarda çok iyi. Her şey mükemmel fakat talep 7 milyon. Yapılacak olan konut 250 bin adet. Buradan da bunun ne kadar elzem bir şey olduğunu daha iyi görebiliyoruz. Hükümetimizin iyi niyetli yaklaşımlarını destekliyoruz ama çözüm yine bizlerde yani Müteahhitlerde… O yüzden kaynakların altlardaki müteahhitlere verilmesi lazım. Müteahhitlerinde, hızlı bir şekilde konut üretmesi lazım.

 

 

 

Avrupa'da 2021-2022'nin ilk çeyrekleri arasında konut fiyatları en çok Türkiye'de artış gösterdi. Konut fiyatlarındaki artış Türkiye’de yıllık yüzde 110 olurken, Avrupa Birliği'nde (AB) bu oran yüzde 10 olarak kayıtlara geçti. Aynı dönem içinde Türkiye'de yıllık kira artışı yüzde 15,4 olurken AB'de ise yüzde 1,4 oldu. Konut fiyatları sizce neden bu kadar artıyor? Fiyatların geri gelme şansı var mı? Varsa bu nasıl olacak?

 

 

Bu sorunun cevabı çok basit. Türkiye,  nüfus olarak büyüyen ve ciddi olarak da göç alan bir yapıda. En son yaşanan Rusya-Ukrayna krizinde bile Rusya’dan belli bir oranda göç geldi. Bugün, Avrupa’da bir enerji krizi var. Yazın, ülkemize tatil için gelen turistler kış döneminde de gelmeyi planlıyorlar. Çünkü kendi ülkelerinde aylık 2000 Euro ile zar-zor geçinen bu insanlar aylık 500 Euro ile ülkemizde çok rahat yaşayabileceklerini biliyorlar.  Aynı zamanda ısınma sorunlarını da gayet ekonomik bir şekilde çözeceklerini biliyorlar. İçlerinde birikimi olanların ise Türkiye’den ciddi oranda ev alacaklarını düşünüyorum.  Bu durum ister istemez arz-talepten dolayı fiyatlara yansıyor.

 

Avrupa’da niye az artıyor?

 

Avrupa az artmasının nedeni çoğalan bir nüfus yapısına sahip olmamasından kaynaklanıyor. Stabil hatta çoğu ülke düşüş konumuna gelmiş. Konutlarını, binalarını, yapılarını uzun süre önce bitirmişler. Çok fazla konut açıkları yok. Dolayısıyla oradaki kiralara da bu oranlar yansımıyor. Maalesef biz bu konut arzını artıramazsak bu bizde daha da artan rakamlara gidecek. Belki de asgari ücretler bile kiralara yetmez olacak. İstanbul’da şu anda evi olan ama işi olmayan yani emekli konumundaki insanlar evlerinin bugünkü kira değerinin 10.000 TL ya da 15.000 TL civarına geldiğini görüyorlar.  O yüzden Bolu, Yalova, Eskişehir, Nallıhan gibi il ya da ilçelere giderek 3000 -  5000 TL aralığında bir rakamla ev kiralıyorlar. Ya da İstanbul’da ki evin kirasından gelen parayla Anadolu’da satın aldıkları evlerin kredi taksitlerini ödüyorlar. Dolayısıyla bu durum hem konutların fiyatlarını hem de kiralarını Anadolu’da yükseltecektir.  Dolayısıyla bizim ivedi olarak konut üretmemiz lazım. Bunun içinde desteğe ihtiyacımız var.

 

 

Yüksek kira fiyatları pişmanlıkları da beraberinde getirdi. Yükselen kiraları kâr olarak gören mülk sahiplerinin ‘ödenmeyen kiralar' ve ‘hor kullanma' şikâyetlerinde patlamalar yaşandı. Son dönemde, özellikle yabancıların artış gösteren talebiyle, mevcut kiracılarını çıkarıp, 3-4 katı fiyatlarla evlerini yabancı uyruklu kişilere kiraya vermeye yönelen mülk sahiplerinden pişmanlık haberleri geliyor. Kiralık konut sektöründeki son durumu ve ev sahibi ile kiracı anlaşmazlıklarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

 

 

Biz bunu ihaleli işlerde çok görüyoruz. İhaleli işlerde en uygun teklifi veren kişi ya da kurum ihaleyi alır. Sonrasında da işi maliyetinin altında aldığı için bitiremez, iş sürüncemeye girer, mahkemelik olunur.  Burada da durum aynıdır. Benim bu konuda ki önerim şu olacak; “ Çok para kazanmayı doğal olarak herkes ister. Çok para mı? Garanti para mı?  Benim cevabım ‘garanti para’ olacaktır.” 5 bin liralık yeri 10 bin liraya verip parayı alamamaktansa, 5 bin liralık yeri mümkünse 5 bin liraya vererek parayı almak bence daha mantıklıdır. Biz bu durumu her yerde görüyoruz. Pandeminin ilk günlerinde de gördük. Yakın geçmişte de gördük. Araba piyasasında da gördük.  Hatta konut piyasasında da gördük. İnsanlarımız fırsatları bir şekilde değerlendirmek istiyorlar. O yüzden yıllardır duran bir kiracı varken, garanti para varken, çok para kazanmak uğruna riske girmeyi ben doğru bulmuyorum. Bir de yabancılara ev verirken çok dikkatli olmak lazım. Yabancılar iyi hoş güzelde bir anda bir bakıyorsun muhatap bulamıyorsun. Çıktığında da kapısı gitmiş, pencere gitmiş, dolaplar gitmiş. Bugün bir evin restorasyon maliyeti 100 bin liradan başlıyor, yerine göre daha da artıyor. Aldığınız kiranın tamamını oraya verseniz bile kurtaramıyorsunuz. O anlamda hem enflasyona katkı sağlamamak adına hem de modaya uymamak adına daha garanti ve daha uygun yolu tercih etmek bence daha doğrudur. Devletimizin de kiracıyı korumak adına uygulamaya koyduğu % 25’lik oran da güzel bir uygulama oldu. Böylelikle ev kiralarında % 25’ten daha fazla bir artış oranı uygulamaya konulamıyor. Bunu da destekliyoruz. Taşlar yerine oturduğu zaman, fiyatlar stabil hale geldiği zaman, kiracıların da gelirleri arttığı zaman ev sahiplerini de düşünmek zorundalar.  O yüzden ne şişi yakalım ne de kebabı. İki tarafı da koruyalım.

 

 

Son yapılan Bolu Ticaret ve Sanayi Odası seçimlerinde, Müteahhitlik Faaliyetleri Grubu Üyelerinin yer aldığı 9.Komiteden çok ciddi bir oy oranı ile seçilerek Bolu Ticaret ve Sanayi Odası meclis üyesi olmaya hak kazandınız. Ardından yapılan seçimlerde de Bolu Ticaret ve Sanayi Odasının 11 kişilik yönetim kuruluna seçilme başarısını gösterdiniz. Yeni dönem için düşünceleriniz nelerdir? Hangi projelerinizi yaşama geçirmek istiyorsunuz?

 

Son yapılan Bolu Ticaret ve Sanayi Odası seçimlerinde 15 meslek komitesi arasından 9’uncu komite olarak 3 tane aday çıkaran tek komiteydik. 3 grup adayımız vardı. Bu gruplar arasından adaylığını açıklayan ilk grup biz olduk. Aydoğan Tekin, Cemil Akay ile birlikte daha önce adaylığımızı açıklamıştık. Bunun akabinde 2 grup arkadaşımız daha aday oldular. Bolu Ticaret ve Sanayi Odası tarihinde belki de ender görülebilecek bir şekilde inanılmaz bir çekişmenin ardından seçimleri kazandık. Diğer arkadaşlarımızı tebrik ettik. Centilmence mücadele ve demokrasinin işlemesi açısından hepimiz için güzel bir sonuç oldu. Hem de güzel bir örnek teşkil etti. Biz orada seçimlerde nasıl yarışılacağını, nasıl mütevazı davranılacağını, nasıl hoşgörülü olunacağını da göstermiş olduk. Neticede 40 kişilik meclis oluştuktan sonra İnşaat grubu olarak Aydoğan Tekin’i meclis başkanlığına aday gösterdik. Bende yönetim kuruluna girdim. Cemil Akay arkadaşımızda TOBB üyeliği delegeliğine aday oldu. Bunun sonucunda da yine inşaat grubu olarak gerçekten de büyük bir başarıya imza atarak Aydoğan beyi meclis başkanı olarak seçilmesini sağlamış olduk. Buradan meclisteki tüm arkadaşlarımıza bu tercihlerinden dolayı teşekkür ediyorum.  Ben de Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulundaki görevime 2.dönem olarak devam ediyorum. 9 kişilik yönetim kurulumuz, son yapılan seçimde 11 kişiye çıktı. Dolayısıyla görev dağılımı açısından yükümüz azalmış oldu.

 

 

Gerçekten de uyumlu bir yönetim kurulu oluşturduğumuzu düşünüyorum. Hemen hemen her sektörden temsilcinin olduğu ve genç arkadaşlarımızın da katılımlarıyla daha da güçlendirdiğimiz bir yönetim kurulu oluşturduk. Biz burada inşaat sektörünü temsil ettiğimiz için öncelikli olarak birinci vazifemiz inşaat sektörünün sorunlarını belirlemek ve çözümlerini bulmaktır. Bulamadıklarımızı yukarıya TOBB’a, oradan da TOBB vasıtasıyla hükümete taşımaktır. Geçmiş dönemde de bunu yapmıştık. Şimdi de aynı şeyi yapmaya devam edeceğiz. Bunun dışında benim kadın girişimcilerle ilgili bir görevim vardı. Bu görevime arkadaşlarımın teveccühü ile devam etmeyi düşünüyorum. Burada da özellikle kadın girişimcilerin daha aktif olmaları, kooperatifçilik konuları ve diğer el emeği göz nuru işlerle ilgili olarak kadınların ticari hayatta çok daha aktif olmaları adına çalışmalarımıza devam edeceğimizi düşünüyorum. İyi bir yönetim ve meclis oldu. Katılan genç arkadaşlarımızın enerjileri ve destekleriyle de önümüzdeki dönemin çok daha verimli olacağını düşüyorum. Geçmiş dönemde pandemiden dolayı faaliyetlerimize 1,5 - 2 yıl istediğimiz gibi devam edemedik. Bu durum bizi hem üzdü hem de eksik kalan işlerimiz oldu. Bunları tamamlama adına da hevesle tekrardan, sıfırdan başlamış bulunuyoruz.

 

 

Abdullah Alemdar deyince akla hemen Boluspor geliyor…  Boluspor’un şu andaki gidişatını nasıl değerlendiriyorsunuz? Taraftara vermek istediğiniz mesaj nedir?

 

Boluspor, her Bolulunun olduğu gibi bizim de aşkımız. Savaş Abak başkanlığında diğer 33 tane arkadaşımızla birlikte görev yapıyoruz. Zor bir dönemde Savaş bey yönetime geldi. Bu zor dönemde de ekonomik koşulları da göz önüne alırsak oldukça ekonomik ve iyi transferlerin yapıldığını söyleyebiliriz. Buradan transferleri gerçekleştiren arkadaşlarımıza da çok teşekkür ediyorum. Bugüne kadar işi iyi götürdüğümüzü düşünüyorum. Daha iyi de olabilirdik. 3-4 tane çok şanssız maç geçirdik. İnşallah bu sezon iyi bir yerde yani Bolu’ya yakışan bir yerde ligi tamamlarız. Bunun için bütün arkadaşlar gece gündüz çalışıyorlar. Başkan Savaş Abak başta olmak üzere hepsine ayrı ayrı buradan teşekkür ediyorum. Taraftarlar elinden geleni yapıyor. Taraftarlar bugüne kadar bizleri hiç yalnız bırakmadılar. Bu sezon Bolu şehri;  taraftarıyla, yöneticisiyle, esnafıyla, diğer sevenleriyle birlikte kenetlenmiş durumda. Herkes şu ana kadar üzerine düşen her şeyi yaptı.

 

 

Son olarak  neler söylemek istersiniz?

 

Dünya olarak çok olağanüstü günlerden geçiyoruz. Türkiye’de bundan etkileniyor. Özellikle ticari hayatta çok dengesiz, emtia fiyatlarının çok yükseldiği, buna bağlı olarak konut fiyatlarının yükseldiği, gelirlerin düştüğü, harcamaların daha dengeli olmak zorunda olduğu, tasarruf tedbirlerinin alınmak durumunda olduğu bir dönemdeyiz. Sert bir kışa giriyoruz. Avrupa’da belki enerji krizi olacak. Şu anda Türkiye için böyle bir şey söz konusu değil ama enerji krizi olsa da olmasa da benim söyleyeceğim tek bir şey var; Tasarruf, tasarruf, tasarruf diyorum, başka da bir şey demiyorum.

 

 




Etiketler :
HABERE YORUM YAZIN

DİĞER BOLU HABERLERİ
Köşe Yazarları
Burç Yorumları